AKINCILAR
Would you like to react to this message? Create an account in a few clicks or log in to continue.

AKINCILAR

AKINCILAR FORUM
 
AnasayfaKapıGaleriAramaLatest imagesKayıt OlGiriş yap

 

 KIBRIS

Aşağa gitmek 
2 posters
YazarMesaj
AZYA
Admin
Admin
AZYA


Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

KIBRIS Empty
MesajKonu: KIBRIS   KIBRIS EmptySalı Kas. 16, 2010 7:21 pm

Hristofyas Çözüm İstemiyor

Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas’ın, 18 Kasım’da New York’ta gerçekleştirilecek üçlü zirve öncesinde BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon’a gönderdiği mektup Kıbrıs Sorununa hangi niyetle yaklaştığını ortaya koyuyor.
Mektubun içinde, bu güne değin kendisinden başka hiç kimsenin benimsemediği ve beğenmediği “Üç eksenli önerileri” yer alıyor.
Bu bayat önerisinin yanına, hakemlik istemediğini, zaman kısıtlamasını kabul etmeyeceğini, prosedür değişikliği olmayacağını ve de birde “Nüfus Sayımı” ekledi.
Nüfus sayımındaki talebi ise iki gerekçeye dayanıyor.
Bunlardan birincisi sözde kolonizasyon iddialarını BM kayıtlarına geçirmek ve bunun arkasından da Türkiye’yi adaya taşıma nüfusla doldurduğu iddiası ile yasal  platformlarda suçlamak ve dava açmak.
İkincisi ise sayımdan sonra Mülkiyet Başlığı ile Toprak Başlığını birleştirerek T.C. kökenli KKTC vatandaşları ve Maraş konusunu birbirine bağlayarak yeni taleplerde bulunmak.
Tabii BM’nin Hristofyas’ın bu isteklerine pek de sıcak bakmadığı kesin.
Bırakın BM’yi, İngiltere ve ABD’de sıcak bakmıyor.
İngiltere Dış İşleri eski Bakanı Jack Straw ile Amerikan Savunma Sekreteri (Bakanı) Robert Gates’in AB-Türkiye Müzakereleri ile ilgili ortaya koydukları görüşlerinde, Kıbrıs Sorununun geleceği ve yeni çehresi pekte Hristofyas’ın istediği gibi değil.
Uluslararası tanınmışlığı ve güvenilirliği olan International Crisis Group (Uluslararası Kriz Grubu) bölge sorumlusu Hugh Pope’ın Washington merkezli araştırma kurumu Woodrow Wilson Center’in “South East Project” (Güney Doğu Projesi) çerçevesinde düzenlenen etkinlikte yaptığı konuşmada, “Devam etmekte olan Kıbrıs müzakerelerinde Mülkiyet sorunu çözülemezse, Rumlar başta BM, AB ve ABD olmak üzere ilgili tarafları adada çözümü istediklerine dair ikna etmeleri gerekecek” diyerek Kıbrıs sorununda gelinen son aşamayı gözler önüne serdi.
BM merkezi, Genel Sekreterin Kıbrıs Türk ve Rum taraflarının müzakerecileriyle görüşmesine büyük önem veriyor. 18 Kasımda görüşmesinde taraflardan masaya, mümkün olan en kısa sürede bir çözüme yönelik daha çok esneklik ve hareketlilik olmasına ivme katabilecek bazı önerilerin konması istenecek.
Türk tarafı konu ile ilgili geceli gündüzlü çalışırken, Rum tarafı peşinen bir mektup göndererek masaya artık bayatlamış ve uluslar arası toplumdan pekde kabul görmemiş “Üç eksenli öneriler”den başka bir şey koymayacağını peşinen belirtti.
Yani “Ben çözüm istemiyorum” demek istiyor dolaylı olarak.
BM Merkezinde çalışan görevliler, konu ile ilgili diplomatlar ve yetkililer, perde gerisinde ve koridorlardaki kulislerde, yürütülmekte olan çözüm prosedürü başarısız olursa Kıbrıs’ın bölünmeden kaçamayacağı öngörüsünde bulunuyorlar.
Buna ilaveten müzakerelerdeki tıkanıklık aşılamazsa, Genel Sekreter’in iyi niyet misyonunun sona ereceğinden, Downer’in ve çalışma ekibinin de adadan ayrılacağından söz ediyorlar.
Son günlerde de, görüşmelerin çıkmaza girmesi sonrasında Rumların ve Yunanlıların kabusu olan BM Barış Gücü’nün (UNFICYP) sayı olarak daha da azaltılacağı ile ilgili söylemlerde kulaklara çalınmaya başlandı.
BM tüm bu işittirmelerden ve verdiği korkudan sonra 18 Kasım görüşmesinde, müzakerelerin hızlandırılabilmesi için BM’nin  müzakerelere daha aktif bir şekilde katılımını talep edebilir.
Rumların ise buna “Hayır” diyeceği kesin.
18 Kasım görüşmesi, Kıbrıs Müzakerelerinde bir dönüm noktasını oluşturacak gibi gözüküyor. 



Prof. Dr. Ata ATUN
http://www.ataatun.com
12 Kasım 2010   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
AZYA


Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

KIBRIS Empty
MesajKonu: Geri: KIBRIS   KIBRIS EmptySalı Kas. 16, 2010 8:04 pm

Güneyde Irkçılık Yükseliyor

Larnaka sahil yolunda önceki akşam ırkçılar ve ırkçılık aleyhtarları arasında çıkan ve 6’sı yabancı uyruklu 2’si polis olmak üzere toplam 13 kişinin yaralandığı, 5’i yabancı 2’si Rum 7 kişinin de tutuklandığı kanlı olay kötü bir geleceğin habercisi.
Kayıtlı ismi “Eşitlik, Destek ve Irkçılık Karşıtı Hareketi” olan KISA tarafından Larnaka’da düzenlenen “Rainbow” isimli festivalin, yabancı uyruklulara karşı protesto yürüyüşü düzenleyen kayıtlı ismi “Helen Direniş Hareketi” olan KEA ile kayıtlı ismi “Tüm Kıbrıs Anti İşgal Hareketi” olan PAK üyesi 100 - 150 kişilik grup tarafından basılması ve sonrasında çıkan kanlı olaylar, adaya Türk ve Rum siyasetçiler ile BM’nin, AB’nin ve ABD’nin çabaları ile barış getirilebilse bile Rum halkının belli bir kesimi tarafından yaşatılamayacağını göstermekte.
“Helen Direniş Hareketi” KEA, örgütün kuruluş manifestosunun ilk başında olması nedeni ile kuruldukları günden beri yabancılar konusunu siyaset gündemine sokmaya çalışıyordu. Aslında KEA için “yabancı” kelimesinin karşılığı “Türk” ve “Müslüman”dır.
KEA birincil ilke olarak “Kıbrıslı Türkler”i, ikincil ilke olarak da “Müslüman”ları adada istememektedir ve mücadelesini de bu yönde sürdürmeye hedeflidir.
KEA’ya destek veren “Tüm Kıbrıs Anti İşgal Hareketi” adlı grup ta de aynı davaya baş koymuş bir başka oluşumdur.
Türkçesi “Altın Başak” olan “Hrisi Avgi” örgütünün bu olayın dışında kalması ise aklıları karıştıran bir başka gelişme.
Genelde bu üçü beraber hareket ederler ve hedeflerinde daima Kıbrıslı Türkler vardır. Nitekim geçen geceki saldırıda o kadar kalabalığın içinde Sertunç Akdoğdu isimli bir Kıbrıslı Türk’ün beyzbol sopaları ile darp edildikten sonra 2 yerinden bıçaklanması ve isminin ilk harfleri S.Ö olan bir diğer Kıbrıslı Türk’ün de ağır biçimde darp edilmesi hiçte tesadüf değildir.
Hrisi Avgi’nin Yunanistan Merkezinin hedefinde ise Trakya’da yaşayan Müslüman Türkler bulunmaktadır. 24 Temmuz 1923 yılından beridir Yunanistan Trakyasından yaşayan soydaşlarımıza yapmadıkları eziyet kalmamıştır. Bir dönem yurtlarından dışarı çıkmaları bile yasaklanmış, yaşadıkları bölge yasak bölge ilan edilmiş ve neredeyse 70 sene hiç kimse o bölgeye girememiş, kimse de bölgeden dışarı çıkamamıştır. Soydaşlarımız yıllarca açık hava hapishanesinde yaşamaya mahkum edilmişlerdir. AB’nin müdahalesi ve AİHM’nin kararları ile son 18 yılda bu insanlık dışı uygulama Yunanistan hükümeti tarafından hafifletilmeye başlanmıştır. Hala daha soydaşlarımızı kendi Müftülerini seçememekte, okullarında ana dilleri olan “Türkçe” eğitim yapamamaktadırlar.
Larnaka’daki “Anti Irkçılık Festivali”nin açılışında Avrupa Komisyonu’nun Güney Kıbrıs’taki temsilcisi Bayan Andrulla Kaminara kürsüde konuşma yaparken, festival alanına girmeleri polis tarafından engellenen ve aralarında DİKO Milletvekili Zaharias Kulias’ın da bulunduğu KEA ve PAK örgüt üyelerinin önce “Yunan Milli Marşı”nı okumaları sonra da “Yabancılar Kıbrıs’tan Dışarı” şeklinde slogan atarak festivale katılan yabancı uyruklulara sopa, zehirli boya ve hatta bıçaklarla saldırıda bulunmaları çok dikkat çekici ve Kıbrıslı Türkler olarak bizim tarafımızdan iyice değerlendirilmesi gereken bir olaydır.
Özellikle Rum Hükümetinde Koalisyon ortağı olan DIKO’nun, 18 Kasım’da BM Genel Sekreterinin daveti ile New York’ta KKTC Cumhurbaşkanı Dr. Derviş Eroğlu ile Rum Cumhurbaşkanı Dimitris Hristofyas arasında yapılacak “Üçlü Görüşme”yi desteklemediğini açıklaması, adada kurulması düşünülen bir Türk-Rum ortak devletini istemediğinin ve barışı desteklemediğinin en güzel örneğidir.
Sen hem Hristofyas’ın koalisyon ortağı ol, hem “Yabancılar (Kıbrıslı Türkler) Dışarı” diyerek festivale katılan Kıbrıslı Türklere saldırıda bulun, arkasından Barışa yönelik görüşmeleri desteklemediğini resmen açıkla, sonra da Hristofyas çıksın ve “Türkiye ile Kıbrıslı Türkler çözüme hazır değil” diyerek, müzakerelerin çıkmaza doğru gidişini Türklerin sırtına yüklemeye çalışsın.
Umarım bu ikiyüzlülüğü ve sahtekârca davranışı artık, BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon, ABD Lefkoşa Büyükelçisi Bay Frank Urbancic, AB üyesi devletlerin Lefkoşa Büyükelçileri ve Kıbrıs konusu ile ilgili diğer devletlerin Büyükelçileri görürler ve devlet başkanlarına bildirirler.
Müzakerelerden barışçıl bir sonuç elde edilemeyeceği Larnaka’da iyice belli oldu.

Prof. Dr. Ata ATUN
http://www.ataatun.com
8 Kasım 2010   
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
GÖLGE

GÖLGE


Mesaj Sayısı : 1231
Reputation : 36
Kayıt tarihi : 16/05/09

KIBRIS Empty
MesajKonu: Geri: KIBRIS   KIBRIS EmptyÇarş. Kas. 17, 2010 12:09 am

Helen,helen,helen diye tekrarlanan,bize sempatik fakat hasim olan bu düsüncenin ekseni ,KIBRIS in tamamen Rumlastirilmasi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
AZYA


Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

KIBRIS Empty
MesajKonu: Geri: KIBRIS   KIBRIS EmptySalı Kas. 23, 2010 5:15 pm

"Türkiye'nin AB yolu Kıbrıs'tan geçiyor"
Kıbrıs Rum yönetimi lideri Dimitris Hristofyas, Yunanistan parlamentosunda konuşma yaparak, Kıbrıs meselesi ve Türk tarafının tutumuyla ilgili açıklamalarda bulundu.

AA

Atina- Yunan medyasında yer alan haberlere göre Kıbrıs Rum yönetimi lideri Dimitris Hristofyas, ''Kıbrıs Cumhuriyeti'nin 50. yıldönümü'' nedeniyle parlamentoda yaptığı konuşmada, AB üyesi ülkelerden, AB-Türkiye ilişkileri konusunda Kıbrıs Rum kesimi ve Yunanistan ile dayanışma içinde olmalarını talep etti.

Hristofyas konuşmasında, ''Türkiye'nin AB yolunun Kıbrıs'tan geçtiği'' ifadesini kullandı.

''Kıbrıs meselesinin çözümünde Türkiye'de irade eksikliği'' olduğunu iddia eden Rum lider, çözüm için, ''Türkiye ve KKTC'nin çabalara karşılık veriyor olmalarının önkoşul teşkil ettiğini, ancak bugüne kadar ne yazık ki bunun görülmediğini'' savundu.

Hristofyas, AB üyesi ülkelere, ''Türk tarafının mantıksız tezlerini destekleyecekleri ve Rum tarafına baskı girişiminde bulunacaklarına, Türk tarafının izlediği politikayı değiştirmesi için baskı yapmaları'' çağrısında da bulundu.

Kıbrıs Rum yönetiminin geçen yaz müzakerelere yeni bir dinamizm katılması amacıyla 3 öneri sunduğunu söyleyen Hristofyas, KKTC lideri Derviş Eroğlu'nun ''uzlaşmaz tutumu nedeniyle çıkmaza sürüklenme tehlikesi ile karşı karşıya kalındığını'' iddia etti.

New York'ta 18 Kasımda yapılan görüşmelere de değinen Rum lider, BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun'un, diyaloğun yoğunlaştırılması ve Cenevre'de ocak ayı sonunda yeni bir görüşme yapılması çağrısında bulunduğunu, Rum tarafının olumlu sonuçlar için azimle çalışacağını söyledi.

Atina ile Rum kesimi arasında mükemmel bir senkronizasyon ve diyalog olduğunu belirten Hristofyas, milli hedefin başarılması için birlikteliğin önemine dikkat çekti.
Rum lider konuşmasında ayrıca uzlaşma konusunda, ''Uzlaşma Kıbrıslı Türk yurttaşlar ile olur, işgal güçleri ile değil'' ifadesini kullandı.

23 Kasım 2010
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
KIBRIS
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» KIBRIS
» AKP DIŞ POLİTİKASI VE DAVUTOĞLU
» RUSYA'DAN YENİ MANEVRALAR VE KIBRIS
» KIBRIS'TA SEÇİMLER - EROĞLU YENİ CUMHURBAŞKANI

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
AKINCILAR :: UMUMİ :: Siyaset :: Ve Diğer (Siyaset)-
Buraya geçin: