AKINCILAR

AKINCILAR FORUM
 
AnasayfaKapıGaleriAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 ERBAKAN ÖLDÜ

Aşağa gitmek 
Sayfaya git : Önceki  1, 2
YazarMesaj
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: ERBAKAN ÖLDÜ   Paz Şub. 27, 2011 12:57 pm

Konunun ilk mesajı :

SON DAKİKA: Erbakan öldü!
Sayfa başına dön Aşağa gitmek

YazarMesaj
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: ERBAKAN ÖLDÜ   Çarş. Mart 02, 2011 10:25 pm

Bu temel soruyu asıl olarak aldıktan sonra, diğer meseleler bu asıl etrafında kıymet kazanmaya başlar.

Adam Allah düşmanıymış, bize de düşmanmış..

Olabilir.

Böyle tiplerle alış veriş yapmıyor muyuz?

Mesele o değil zaten, mesele ben Amerikayla hesaplaşmak isityorum. Ben Amerika'ya tavır aklınca o da faydalanacak bundan tabiii olarak, olabilir, ne yapayım. Böyle şeyler olur tarihte. Siyasette, kavgada.

Ben bu kavgayı veririken, adama da el uzatmışım, tabi bir şey. O eli tutar veya tutmaz, kendi bileceği bir iş. Nihayetiinde dün yaptıkları bir tarafa, bu gününe bakı, aynı düşman karşısında tavır almış olmasına bakıp, mazlum hale düşmesine bakıp, el uzatıyrorum. Düşene bir tekme de ben vurayım demiyorum. Asıl düşman ordayken, asıl düşmanın tekmelediğine tekme atmak kadar salakça bir şey oalbilir mi? Asıl düşman da kenara çekili, tabi tabi bu seni dövmüştü diye bizi seyredecek. Asıl arenada seyreden o olacak.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: ERBAKAN ÖLDÜ   Çarş. Mart 02, 2011 10:44 pm

Tecrid ne demek tecrid?

Alakalarından soyarak derinleşmek...

Kavgada tecridin yeri ne?

Niçin?

Nasıl?

Aslında bu yaşadıklarımızla, bunun dersini veriyoruz, kapkanlı, capcanlı.

Bir bünyede tecelli eden bir çok farklı meseleyi birbirinden tecrid edip ayıırarak, yapmamız gereken işle alakalı yönünü alıyoruz, aksiyonumuza fayda vermesini umduğumuz tarafını parlatmaya çalışıyoruz. Onları da orada nasıl sıçratabiliriz sorusna cevap arıyoruz.

İsteyen istediği yere girer diyor ya...

İsteyen istediği yere girer de, nasıl?

O'nun için gayet basit olan bir şeyin, bizim için zor olmasından tabi ne var.

Şimdi o o makamda durupp, makamının gereğini yapacak.

Biz de kendi bulunduğumuz yerde, kendi işimizi.

Herkes kendi işni yapsın.

İhtisas ve uzmanlık sahası olan işi.

Bir tarafta hayatını bu işe, kavgaya vakfetmiş bir yapı, ihtisas alanı, işi bu olan. Tecrübeleriyle, birikimleriyle... Siyasette tecrübenin, birikimin, pratiği teoriyle zenginleştirip sonra gene pratiğe dönemenin ne demek olduığunu yaşayarak göstermiş bir yapı... Daha ortaya konulmuş eserdeki malzemeyi anlamaktan acizken.. Evet, sorulan sorulardan bu anlaşılıyor zaten. İtitrazlardan. Hani demiş ya, sorduğu sorudan zekasını aanlarım diye, mevzuya hakim adam da sorulan sorudan, hakimiyeti anlar. Zaten o sorulan, sorulması muhtemel sorular çoktan krtik edilerek gelinmiş bu günlere. Bir de çıkıp, sanki orjinal bir şey söylüyorum zannederkenki halleri yok mu? Yani bunu iyi niyetle anlamaya çalışarak yapan var, bir de geçmiş hasetlerinden, fırsat bu fırsat diye yaradan salyalarını akıtarak saldıran köpek cinsi var.

Hadi, sevelim sevilelim, nasıl olsa bu dünya kimseye kalmaz. Sevelim sevilelim de ihtilal olsun bari...

Bir lafı böyle bedavadan, öyle kuru kuru ifade etmek, o kelimenin manasına ihanet.

Sevmek, karşındakinin şahsında tecelli eden muradı ilahiyi görüp, tanıyıp, anlayıp, o çerçevede hakkını teslim etmekle olur. Hakkını teslim etmenin ne demek olduğunu açayım mı? Misal, doktora hakkını nasıl teslim edersin?

Ya bu doktor diye geveleyip, hastalanınca baytara giderek mi?

Ya bu doktar da ben buna gıcığım, bari şu hastane hademesine görüneyim diyerek mi?

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: ERBAKAN ÖLDÜ   Çarş. Mart 02, 2011 10:47 pm

Şimdi...

Hani diyor ya, cepheleşmeyle ilgili olarak, bu geçici diye...

Peki, post-cephe örgütlenmesi nasıl olacak?

iş işe iş adam bağlı olduğuna göre, nasıl bir yapının teşekkül etmesi düşünülebilir?

Ve bu çerçevede, cezaevini unutmayın ihtarı?

Bu sorulara şimdilik kimseden cevap beklemiyorum, sadece düşünelim, yeter.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: ERBAKAN ÖLDÜ   Çarş. Mart 02, 2011 11:01 pm

"Fayda görmezsek..."

Fayda görmesi için ne yapıldı?

Şeyh Muhammed Emin'ler, fayda sağlamak için canını ortaya koymadı mı?

İRKM?

Peki, APO ne dedi adaya getirilince:

"Biz olmasaydık, İBDA-C bölgeyi ele geçirmişti!"

Mesele nedir?

Siyasette hissi şeylere yer yoktur. Yani, Amerika'lının dediği gibi, ebedi dostluklar veya düşmanlıklar yok, menfaatler var.

Tabi o kendi için, pragmatist ifade içinde, hiçbir ahlaki sınır koymadan bunu söylerken, burdaki ahlaki tavır işbirlikçiliği, teslimiyetçiliği redken, ve sırf bunun için 1919'daki tavır ortaya konmuşken, sırf bunun için Saddam'a destek verilmişken...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: ERBAKAN ÖLDÜ   Çarş. Mart 02, 2011 11:06 pm

Kavganın içine girip, Arenadaki kavgada yerini alıp, fayda sağlamaya bakacağına, hoop kendini Kumandan zannedip, kavgadan kaçmanın adını seyircilik koyan... Nefs hilesi...

Hadi diyelim ki tamam, herkese sin-kaf çekelim. Eyvallah. O zaman bana bunu teklif eden adamdan, reel olarak o sinkafı çekmeye değecek, alternatif bir güç göstermesini istemek hakkını kullanırım.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: ERBAKAN ÖLDÜ   Perş. Mart 03, 2011 9:37 am

Veya, mesela polise başvurup, Ergenekon adlı AB-D güdümlü saldırılarda bulunmak üzere polise başvuru yapılabilir. Nasıl olsa "doğru" (!) iş yapıyorlar! Polis baskını sırasında kelepçelediklerine belki iki tekme atarak intiikam alınmış olunur.

Fıkra:

Karınca gülerek geliyormuş, "hayrola" demişler; "keh keh, fili dövüyorlardı bir tekme de ben attım!" demiş.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: ERBAKAN ÖLDÜ   Perş. Mart 03, 2011 10:38 am

Önce ve hiç akıldan çıkartılmaması gereken sual, tavır: Amerika'nın burda ne işi var...

Yok adamlar şuymuş, buymuş...

Geç, adamların ne olup olmadığından önce, Amerika'nın saldıranlar arasında ne işi var?

Amerika bizim evde, sokakta, vatanda kimin yanında duruyor, kime dayanıyor?

Önce bu tavır, Amerika ve yanındaki işbirlikçi köpekler defolsun bakayım, hesap sorulacaksa o hak da bizim. Bu hak devredilemez. Zira bu iktidar hakkıdır. Dışımızdaki farklı unsurların bir şekilde karşı karşıya gelmeleri, kapışmaları ayrı, bu kapışma seyri içinde bizim takınamamız gereken tavrın ne olduğu ayrı. Kapışmadan çıkacak faydayı bizim tavrımız ortay açıkartacak. Seyredene bir şey yok. Ancak, bizin tavrımıza rağmen bir fayda devşirilemiyorsa, o zaman bırak yesinler birbirini deme hakkı baki zaten. İş yapmak üzere sahaya inen adama, bırak ne karışıyorsun, gel seyret demek olmaz. Zira orda sahaya inen sorulmasıo gereken soruyu sormuş: Amerika'nın burda ne işi var? Kaldı ki, bunlar içinde nice değerler olduğunu bizzat belirten O. O değerleri istihdam etmeyi düşünen O... O zaman, O'nun muradına uygun şekilde, kalpleri ısındırmaya çalışmak ve bu işe daha da yüklenmek varken.

İşte Süfyan denen pisliğin murdarlığı da burada. Kandırma katsayısının yüksekliği de. Zihinlerle, algılarla oynaması. Amerika'nın ne işi var diye önce bu sorununcevabınınhakkını vermek yerine, güya birilerini cezalandırmayı başa alması ki burada maksat ABD'nin daha bir yerleşmesinen başka ne olabilir? Yerleşmese bile, bizim iç işimiz olan bir meseleye niye burnunu sokmasına rıza gösterilmez.

İt iti kırıyor da denilmez. Şartlar, tarafların konum olarak eşit olması lazım.

Kırılanlardan biri, bizim mahalledense, dışarıdan gelene karşı koyarsın. Ha bu kimin yanında gözükürüm diye endişesiyle hareketsiz kalmaktan kurtulacak aksiyon ruhu gerektirir.

Misali, ölçüyü öncelikle ve evveliyatla dışarıdan gelene karşı olmak şeklinde koyacaksın. BUndan sonraki durum ve ilişkiler, süreç içinde şekillernir. Savaşa girersin, olacakları ondan sonra düşünürsün, planı ondan sonra yaparsın.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
vertes
AKINCI MOD
AKINCI MOD
avatar

Mesaj Sayısı : 323
Reputation : 14
Kayıt tarihi : 14/06/09

MesajKonu: Geri: ERBAKAN ÖLDÜ   Perş. Mart 03, 2011 11:37 pm

iranlı salman habeşli bilal ( r.a ) veyahut süheyl (r.a ) rum ırkından gelenler ebu cehile karşı peygamberin yanında olduğu zaman ,peygamber ebu cehil mekkelidir ebu cehile karşı olmak bana karşı olmaktır demedi değilmi ??
türkiyede doğdular diye milletin ırzına geçip darbe yapmaları veyahut her türlü pervasızlıkla bu milletin değerlerine saldırmaları içeriye alınmış dinsizleri haklımı kılıyor ???

bu yoldan çıkmış isyancı taifesi başıbozuk yeniçeri tayfası ve sivil uzantıları ezilmezlerse ne olur ??
bu imansız laik -cuntacı -menderesin katilleri islam düşmanı türk düşmanı güruh ilk fırsatta milleti tepeleyerek israiile amerika ile anlaşırlar..

içeri alınan yalçın küçük masummu ??
dr hakkı açıkalının bu dinsizle alakalı yazısını eminim ki okumuşsundur. K-danın KEF-tir KEF diye iltifat ettiği dr hakkı açıkalın-a göre yalçın küçük hainin önde gideni değilmi ?? ve diğer malum isimler .

başta belirttiğim örnekle bitirmeye çalşırsam peygamber mekkeli ebu cehil mekkeli
diye ebu cehili rum asıllı sühey ( r.a ) karşı üstünmü kılıyor veyahut ebu cehilde mekkeli diye onu kutsamamızımı gerektiriyor ??
bizim mahellenin zibidileri halk ve hak düşmanı olmasına rağmen sırf mahelle komşusu diye tutma mecburiyetinin dayanağı ne ola ??

Karınca gülerek geliyormuş, "hayrola" demişler; "keh keh, fili dövüyorlardı bir tekme de ben attım!" demiş. diye yazmışsın

unutmayalım ki örümcek ağlarıyla arslanlar tutulurmuş derler ya bunlar aslanda değil yüzde doksanı lağım faresi ...

içeri alınanlardan üç tane masum veya toplumun temiz kabul edeceği adam say ben tüm yazdıklarımdan feragat edip sözlerimden rücu edeyim ve tövbe edeyim...



Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: ERBAKAN ÖLDÜ   Cuma Mart 04, 2011 4:52 pm

Ebu Cehil'in karşısına çıkanlar, Allah Resulü'nün yanında mıydı, yoksa Allah Resulü'nün de düşmanları arasında mıydı?

Hz. Bilâl'le Amerika'yı aynı kefeye koydun ya, helâl olsun valla...

Diyoruz ki, mesele onların masumlukları veya suçları değil, her şeyden önce Amerika'nın burda ne işi var? Amerika bu topraklarda, biz varken kimseye hesap soramaz, sordurmayız. Hesap sorulacaksa da bu hak bize aittir. Bu hak devredilemez. İşte zaten düşmanlarımızınalgılarla oynaması da bu noktada. Mücerretlerden anlamak da burada lazım. Yani meseleleri tecrid edebilme kaabiliyeti. O zulüüm başka mesele, bu başka. Bunları karıştırırsak, ancak düşmanın dolmuşuna bineriz böyle...

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: ERBAKAN ÖLDÜ   Cuma Mart 04, 2011 4:55 pm

Ha bu başşıbozuk (!) tayfasını ezmek noktasında kararlı mısın? Bunun gerek olduğuna mı inanıyorsun. Eyvallah. Hadi önce şu Amerika'yı ez defet de, önce vatanına sahip çık, namusuna sahip çık, ondan sonra bu topraklar üzerinde kime ne hesap soracaksan, helâl olsun.

Yoksa dediğim gibi, bunlara hesap sormak aadına git polis teşkilatına baş vur. Amerikan ordusuna gönüllü yazıl. Değil mi ki Hz Bilâl'le Amerika'yı eş görüyorsun, evet, yazıl Amerikan ordusuna, sefere çık.


En son AZYA tarafından Cuma Mart 04, 2011 5:12 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: ERBAKAN ÖLDÜ   Cuma Mart 04, 2011 5:11 pm

Şimdi mesele netleşiyor...

Amerika'nın yanında görünmek zul gelmiyor da karşı tarafın yanında algılanmak zul geliyor.

Algılarla oynanması da bu zaten. Hadiseyi bu şekilde takdim edenler de onlar. yani bu yapılan eşkiyalığa, Amerika'nın burdajki operasyoınlarına karşı çıkarsan, seni karşı taraftan olarak damgalıveriyorlar. Sen de buna karşı, "hastirin" çekemediğinden, işte zulümdür filandır diye meşruiyet arıyorsun yaptığına.

Tekrar hatırlatalım, bu durumun, Saddam zulmüne (!) karşı işbirlikçilik yapmaktan farkı ne?

Orda biz yoktuk, ama burda biz varız, yani orda biz olsak yine Amerika'ya işbirlikçilik mi yapacaktık?

Hakkı AçıkalıN'a göre Yalçın Küçük hainin önde gideni olabilir. Zaten mesele o da değil, mesle tecrit kaabiliyetinde.

Önce, şu soru: Amerika'nın bu toprakalrda ne işi var? Ve bu sorunun gereğini yapabilecek keskin anlayış, kararlılık, kesin tavır alabilme, cesaret, sabır, sebat... Kısacası liderlik...

İş bilmeyen adamların kendini ortaya atmasından mütevellit şaşkınlık camiaya sirayet ededursun, bakalım... Biz bu badireleri çok atlattık, bu ve benzeri durumlarla çok karşılaaştık.

Ama dediğim gibi, süreç bu sefer farklı mecralara akabilir, bu sefer yeni bir 99 süreci ki çok daha şiddetli yaşanacak ki, eh, nasıl olsa cezaevinde gördük-gördüler neyin ne olduğunu.

Gümbür gümbür geliyor.

Nasıl olsa bu varta AKP'nin başına patlayacak.

İhtilalde engelci olan AKP, başkası değil. Ondan dolayı AKP'nin yokoluşuyla ihtilal gerçekleşecek.

Ha, ihtilalci bir hareket için, intikam, siyasi bir süreçtir. Kendinden ibaret intikamcılık, ihtilaci siyasetle bağdaşmaz. Sistem gayesine bağlı intikamdır aslolan. Ve bundan dolayı, yani mücadelenin, şartların objektif tahliline fikrin tatbiki olması nazarıyla, intikam da şartların objektif tahlili çerçevesinde yönünü bulacak bir mesele. Ol sebeple, AKP, zulmü, pisliği, islamdüşmanlığı öncelikli hedef olması hasebiyle, intikamın hedefi de öncelikle ve asıl olarak AKP'dir. Zira 200 yıllık Batılılaşma serüveninin netice oluşu AKP olmuştur. Bütün bu geçiş süreçlerinin gayesi demek ki AKP imiş. Ve bu süreçte, geçmiş batılılaşma süreçlerinin tevarüs edeni olarak AKP, nefretimizin, buğzumuzun hedef odağıdır da.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: ERBAKAN ÖLDÜ   Cuma Mart 04, 2011 5:30 pm

[quote]bu yoldan çıkmış isyancı taifesi başıbozuk yeniçeri tayfası[/quote]

Aslolan başıbozuk tayfası değill, başıbozukluk ve bu başşıboz7kluğu üreten sistem...

Peki, bu yapılanlar bu başıbozukluğu, bu ssitemi ideal olanıyla değiştirmeye mi yönelik?

HAyır!

Bilakis daha fenasını getirecek, güya nefsimizdeki şahsi kin hissinden istifade, şahısları hedef almışken, asıl zulüm düzeni tahkim ediliyor. Bize de sevinmemiz söyleniyor. Oh ne güzel, birileri yaptıklarının cezasını çekecek.

Ceza filan değil bir kere, bu sistemin gadrine, ne sebeple kim uğramış olursa olsun, zulümdür.

Zira sistem gayesine matuf değildir yapılanlar, bilakis ters istikamete gitmek için. Biz de bu ters isitkamete giden dolmuşa bineceğiz bu vesileyle.

Müslüman akıllı olur!

Derdimiz sistem gayesi, intikamcılık değil.

Kaldı ki bu insanlar, hatalarının bir kısmından da olsa dönmeye çalıştıkları için Amerika'ya karşı koymaya çalıştıkları için... Değil mi, mücerreet bir keyfiyet olarak, ölümü göze almış insanın kıymeti cümlesinden, davası uğruna ölen Eşref Bitlis misal... Veya diğerleri... İşte sırf Amerika'ya tavır aldıkları için cezaevine tıkılmaları. Yani bu adamların zamanında müslümanlara karşı oldukları için bu muamelelere tabi tutulduğunu zannetmek saflık olur değil mi?

Şimdi Amerika'ya karşı tavır aldıkları sabit.

BUnu yaparkenki acemilikleri, komik halleri ayrı dava.

İşte onlar da aslında merkezlerini arıyorlar, hal diliyle bunu söylüyorlar. Görmesini, okumasını bilene. BU adam böyle bir tavır içindeyken, kötüden iyiye gelmeye dair eksik, acemi bir takım adımlar atmış veya atmaya çalışırken, diğer taraftaki de bu gelişin önünü kesebilmek için, yani emperyalizm bu tehlikeyi gördü ve ön almak için harekete geçip, işte bunlar Alah düşmanı, vurun afalarına, söyletmen tavrıyla milleti dolmuşa bindiriyor.

Değil mi ki Saddam'a ilk destekler verilirken, "Sen ordan, biz burdan!" denilirken, neticenin şehadetle taçlanacağını kim bilebilirdi ki?

O Saddam emperyalizme ders oldu. Antiemperyal mücadele içine giren kim olursa olsun, ister istemez içinde yaşadığı toplumun değerleriyle buluşmak zorunda. Bundan kaçış yok. İşte Erbakan'ın cenazesine katılan general, TSK'nın yayınladığı mesaj.

Şimdi adamlar 29 Ekim resepsiyonuna katılmamış, niye buraya katılsın? Mesele türbansa, burda sarık vardı. Mahmut Efendi vardı. Adam niye katılsın? Apaçık mesaj, AKP ile milli duruşu olan Erbakan biizim nazarımızda bir değil diyorlar. Daha ne desinler? Bundan sonraki söyleyecekleri sözü, atacakları adımları da bizim doğru tavrımız, duruşumuz belirleyecek. Tabi biz bu dilden anlar ve gerekeni, gereken cesaret, kararlılık ve samimiyet, cesaret, basiretle yapabilir, liderlik misyonumuzu ifa edebilirsek ki nihayetinde deiğimiz gibi bu bina AKP'nin başına yıkılacak. Emperyalizm ve maşası AKP'nin ve yanında duranların.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: ERBAKAN ÖLDÜ   Cuma Mart 04, 2011 6:41 pm

İşte, sahte kutuplaşmanın laik-kemalist kanadında bulunan bir tipin, TSK'nın Erbakan'a karşı olan tavrını anlayamadığını itiraf eden yazısı:

Genelkurmay son hareketi ile Emin Çölaşan'ın aklını başından
aldı.
Mevzu Erbakan'ın cenaze töreni.
Askerin 1. Ordu komutanı düzeyinde temsil edilmesi onun tüm hayallerini
yıkmış.
Hele de Genelkurmay çelengi...
"Kırk yıl düşünsem aklıma gelmezdi" diyor ve şunları yazıyor:


"Demek ki ben çok safmışım! Türkiye'de benim gibi düşünen milyonlarca
insanımız da çok safmış! Demek artık devir değişmiş.
Türk Silahlı Kuvvetleri, bu ülkede ömrünü şeriat düzeni kurmak için çalışan
bir siyasetçinin ardından saygı gösterileri yapabiliyormuş.
Bir düşünün... Erbakan vefat ediyor ve hemen o gün Genelkurmay Başkanı
üzüntülerini dile getiren bir mesaj yayınlıyor.
Cenaze töreninde Türk ordusunun çelengi!..
Ve aynı törende 1. Ordu Komutanı düzeyinde temsil edilen Türk Silahlı
Kuvvetleri! (1. Ordu eski komutanı Çetin Doğan Paşa'nın Silivri cezaevinde
kulaklan çınlasın.) Devlet töreni olsa, diyecek bir şeyim olmaz.
Demek ki devir değişmiş! Devirle birlikte Türk ordusu da değişmiş! O
güvendiğimiz Türk ordusunun başındakiler, Erbakan'ın kişiliğinde şeriat
düzeni isteyenlere arka çıkıyor, üzüntülerini bildirilerle dile getirip
cenazeye çelenkler gönderiyor!
Yoksa güvendiğimiz dağlara kar mı yağıyor?
Galiba öyle!
Ya da bu yapılanlar bir siyaset gereği mi?
Sevgili okuyuculanm, ben bu olanlan anlamaktan vallahi billahi acizim.
Ya da Türkiye'de bazı şeyler öylesine hızlı değişti, bazı kişi ve kurumlar
da öylesine devşirildi ki, ben anlamakta aciz kalıyorum!

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: ERBAKAN ÖLDÜ   Cuma Mart 04, 2011 6:52 pm

Rus ihtilali gerçekleşirken ordunun tavrı neydi?

İdeolojik olarak farklı br kökene sahip olsalar da alternatifleri arasında en zayıf güç olan Bolşevikleri, diğerlerine tercih ederek yanlarında yer alma kararı aldılar.

Niye?

Son tahlilde, ülke-vatan bütünlüğünü korumaya muktedir, fikri dokuya sahip tek güç olarak Bolşevikleri gördüler...

Emin Çölaşan, hadiseyi, hâlâ "şeriat" diye sahte kutuplaşmalara yol verici zaviyede ele alsın... Bu tipler, Bizans düşerken meleklerin cinsiyetini tartışan papazlar misali... Vatan elden gitmiş, adam hâlâ şeriat tehlikesi diyerek esas hasmı gözden kaçırıyor.

Çölaşan ve benzerleri, işbirlikçi Allahsız islamcılığın, AKP'nin, Laik-Kemalist cenahtaki muadilleridir. İlhan Selçuk da Amerika'ya hitaben yazdığı yazılarda, "O'nu bırak bizi al!" diye cilvelenmekteydi. Nitekim Cumhuriyet Gazetesi'ndeki tam bağımsızlıkçı görüntüsü veren yazarlar da tasfiye edilmedi mi?
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: ERBAKAN ÖLDÜ   C.tesi Mart 05, 2011 8:45 pm

Mirzabeyoğlu'ndan Erbakan'a Taziye Mesajı!
Bolu F Tipi Cezaevi'nde tutulan İBDA Mimarı Salih Mirzabeyoğlu, 4 Mart 2011 tarihli avukat görüşünde, Av. Güven Yılmaz ve Av. Ali Rıza Yaman aracılığıyla aşağıdaki taziye mesajını yollamıştır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.


Salih MİRZABEYOĞLU'ndan Prof. Dr. Necmettin ERBAKAN'a Taziye

Bolu F Tipi Cezaevi’nde tutulan İBDA Mimarı Salih Mirzabeyoğlu, 4 Mart 2011 tarihli avukat görüşünde, Av. Güven Yılmaz ve Av. Ali Rıza Yaman aracılığıyla aşağıdaki taziye mesajını yollamıştır.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.



“Müslümanları başkası için değil İslâm adına siyasete ısındıran Prof. Dr. Necmettin ERBAKAN hocamıza rahmet, yakınlarına ve partili dostlarına sabırlar diliyoruz.

İslâm Âlemi’nin başı sağolsun.

Salih MİRZABEYOĞLU
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: ERBAKAN ÖLDÜ   Paz Mart 06, 2011 9:30 am

Ortak Figürümüz Milletimize Hayırlı Olsun
04.03.2011 - 07:30 Yazdır Arkadaşına gönder Milletçe üzerinde birleşilen yegane figürün Necmettin Erbakan olduğunu bilmiyordum ben. Kırk yıl düşünsem aklıma da gelmezdi, doğrusunu isterseniz. Çünkü, inanan, inanmayan ayrımı yaparak Türkiye’de islamı sadece politikleştiren değil, aynı zamanda ayrımcı bir “doktrin” haline getiren bu büyük “aksiyon adamı”, sadece laikleri ya da dindar olmayanları değil, aynı dine inanıp da partisine oy vermeyenleri bile kendinden saymamasıyla bilinirdi. Sarfettiği, “Refaha oy vermezseniz, patates dinindensiniz” cümlesi bile tek başına, dindarları parçacıklara ayıran müthiş zehirli bir ifadeydi örneğin. Kendisinden olmayan diğer sağ partilerin taraftarları da ya “batılı” ya da “renksiz”diler ona göre.

Kendisiyle, geniş kesimler arasında tek bir ortaklık kurmama konusunda bu kadar ısrarlı olan Erbakan’ın, cenazeye katılan “her kesime mensup” bireylerce üzerinde birleşilen bir figür olması herhalde kendisi için de şaşırtıcı olurdu, eğer tanık olsaydı.

Katılımın “her kesimden” olduğu benim belirlemem değil. Saadet Partisi’nin kimi yetkililerinin, “Hocamıza en çok karşı olanlar bile cenazede yer aldılar” dediklerini okudum. Erbakan’ı son yolculuğuna, sevenlerinin dışında, yüzlerce “patates dini” mensubu ile yüzlerce “batılı, renksiz zihniyet” mensubu uğurladı demek ki. Görünen manzara buydu.

28 Şubat 1997’de iktidardan düşüşüne sevinen Ergenekon tutuklusu Dursun Çiçek’in Erbakan’ı öven cümleleri ile, aynı sevinci o dönemler fazlasıyla yaşayan Doğu Perinçek’in cenazeye çiçek yolladığı haberini de okudum ertesi gün basından. “Ordumuzun” kadirbilirliliği gözlerimi yaşarttı ayrıca. “28 Şubat bin yıl sürecek” diyen Hüseyin Kıvrıkoğlu’nun yeğeni Birinci Ordu Komutanı Hayri Kıvrıkoğlu ile hemen hemen tüm yüksek komuta kademesinin de cenazede olduğunu öğrendim, rezil basınımızdan, bunların hepsinin Erbakan’ı sağlığında neden bu kadar sevmediklerini düşünerek.

Peşinen uyarayım; her kim “dinimiz öleni hayırla yadediniz diyor; o nedenle cenazeye bu kadar birbirine zıt kesimlerden katılım oldu” derse kötü konuşur, kalp kırarım. Özal’ın cenazesinde ordunun temsiliyet düzeyini hatırlatırım meraklısına en azından.

Bir dini kuralı yerine getirmekten daha fazla bir anlamı var bu kalabalığın benim gözümde. “Yeni düşman” için, “eski düşman”la dost olan mürai topluluğu bunlar. Ordunun topyekün orda bulunmasının nedeni budur. Özellikle askerin bu tür mesajlar verme yöntemini çok ama çok gülünç bulmuşumdur: AKP’ye tavır, Erbakan’ı kabul. Anlamı budur bunun. Sincan’da tank yürütüp “balans ayarı” yapanlar, Fatih Erbakan’ın cenazede sarf ettiği “hepimiz cihat için varız” cümlelerini duyduklarında “balansları”nı nasıl kaybetmediler merak içindeyim. Orduya bel bağlayanlar, ne mutlu ki hiç onlardan olmadım, asla da olmam, ne derler bu duruma öğrenmek isterdim.

O cenazede bir Türkan Saylan göremezdiniz. Ama Perinçek olurdu. O her yerde olur. Çelengi olmuş işte. “İzin verilseydi Silivri’dekilerin bir kısmı da katılırlardı” diye yazmakta çok haklıdır Ertuğrul Özkök. Oğluna Cihad’ı öğreten, ağzından “İslam Ortak Pazarı”, “Ortak İslam Parası” gibi cümleler düşmeyen Erbakan’ı “milli cephe”de sayanların çoğu Silivri’de gerçekten. Yalçın Küçük’ün, “ben ona, benden küçüktür ama Devlet Hocam diyorum” dediği Devlet Bahçeli de oradaydı, “paşa hazretleri” demeyi çok sevdiği bir dolu general de.

12 Mart cuntasının generali Muhsin Batur da ölmeseydi kesinlikle katılırdı Erbakan’ın cenaze törenine. “Yükselen solun önünü kesmek için 12 Mart’ta İsviçre’ye kaçan Erbakan’ı, yurda getirip parti kurdurduk” demişti, anımsayın. Kimilerinin “halaskar” gördükleri ordu bu işte.

Muhalefet dediğin ilkeli, onurlu olur. O cenazeye katılan tüm o askeri zevat, Erbakan’dan 28 Şubat için özür dilemişlerdir. 12 Eylül için de özür dilemelerini sağlayacak bir başlangıç olarak kabul ediyorum bunu. Affeder miyiz, bilemem ama önce bir dilesinler bakalım şu özrü.

O cenazeye katılan ulusalcı zevat da özürcüdür. Musalla taşında hizaya gelmek böyle bir şey işte. “Patates dininden” olanı da, “renksiz, batılı zihniyet” yanlısı da, askeriyle, ulusalcısıyla camii avlusuna doluştular. Erbakan’ın kendileri için yaptıkları bu sıfatlandırmayı kabul ederek hem de.

Samimi sevenlerini elbette ayırarak belirtiyorum; bu kadar timsah gözyaşı döküldüğünü görmedim hiçbir cenaze töreninde ben. İlkesiz, kuralsız AKP karşıtlığının timsahlaştırdığı ne kadar çok kişi varmış meğer.

İnsanın zaman zaman Erbakan olası geliyor. Fatih Camii avlusuna doluşan şu mürai topluluğuna bakarak, genizden gelen bir ses tonuyla, yüzüne de alaycı bir gülümseme kondurarak mırıldanmaz mı şimdi insan: “Sizi gidi renksizler sizi”.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: ERBAKAN ÖLDÜ   Paz Mart 06, 2011 9:59 am

Yukarıdaki "Ortak Figür" yazısı üzerinden...

Bu yazıdaki sakatlık nerede?

Meseleyi, salt bir "iktidar" mücadelei olarak ele aalması, demokratik sistem içinde iktidar mücadeleis gibi algılaması.

Oysa dava, işgal altında olan vatan ve bu ortak payda üzerinde yapılması gerekenler.

Davaya bu veçhile bakıldığında, tarihte, bir araya gelmez görünen bir çok tarafın bir araya geldiği görülür. Ve buna ilkesizlik değil, vatan müdafaası derler. 1919'da olduğu gibi.

Bu çerçevede, Kumandan yayınladığı mesajla bir ders daha vermiş oluyor. Lüzumsuz bir sürü tahlil vs gerek görmeden, doğrudan aksiyonu hedefine ulaştırıcı bir tavır ortaya koyuyor ve aksiyon adamına yapması gerekeni işaret ediyor.

Şimdi yapılması gereken, bu tavrı tahkim edecek analiz vs.

Esasa hasım hedefine karşı, ortak hareket etme imkanı olan her kesimin, esas hasıma karşı olma sebeplerinin haklı yanlarının hakikatini göstermek ve bulundukları yerde sıçratmak. Bunu için de aksiyonla ispatçı olmak, konulan tavırla.

Burada bir not: Erbakan'ı sahiplenmede samimiyetsiz denilecekler, bu gün esas hasımla işbirlği içinde iktidara gelenler. Dünün şartları iiçnde Erbakan'a, Erbakan'ın şahsında İslama karşı olmaları, bir takım yanlışlar içine düşmeleri vs ayrı, bu gün yaptıklarıyla o yanlışlardan dönmek istemeye dair gayretleri zaten ortada. Bunlardan bir şey çıkar, çıkmaz o da ayrı ama öküzlük, bu adamların karşısına geçip, diyet istercesine, kaba bir tebliğ üslubuyla, adamlardan günah çıkartmalarını istemede. Maksat üzüm yemek değil, bağcıyı dövmek oluyor, intikamcılıktan öteye geçmiyor. Oysa mesele bağcıyı dövmek değil, intikam da siyasi bir gayenin tahakkuku için, yoksa, "ya ben önce intikam alayım da, sen ondan sonra ne olursan ol!" dercesine bir mantık tahakkuk ediyor.

Allah, zalimle iş tutanın cezasını, zalimin elinden veriri ya...

Bu hakikat, kendi nefsimiz için, yani haksızlık karşısında, zulme ve haksızlığa uğrayan her kim olursa susmamamızı ihtar etmesi bakımından mühim.

Yoksa, zalimin zulmüne uğrayana, dayak yiyene, "ya bu da zalimle işbirliği yapmıştı zaten" denmez. Onu da zalime teslim etmek, zulme sessiz kalmak olurken, bir de bunu bu ölçüyle meşrulaştırmak, ölçünün ruhuna aykırı. Hele ki zalimle işbirliği yapmış olan, artık ona karşı gelmeye çalıştığı esnada dayak yemeye başlamışsa... Hani Amerikan raporlarında bir ifade geçer, "AKP'yi atacağı adımlar konusunda cesaretlendirmek" diye... İşte, yapılması gereken adamları cesaretlendirmek olmalıyken, ""lan oğluım siz bunu hak ettiniz, oh olsun, iyi oluyor. Bakın bunlar zamanında zaten böyle işler yapmıştı ey ahali, size de az yapmadılar, bırakın ne halleri varsa görsünler!" demek kadar basiretsiz bir tutum olamaz.

Bu adamların Batı'ya karşı oluşları inkar edilmiyor, sadece bunu yaparkenki halleri, acemilikleri, iş bilmezlikleri, Batı'ya Batıcı argümanlarla karşı olabileceklerini zannetmeleri komik bulunuyor.

Batı'ya karşı oluşta cesaretlendirmek ve işin hakikatini göstermek gerek. Bunu da kaba bir tebliğ üslubuyla değil, inceler incesi bir telkin üslubuyla. Diyalektik...

Başkasının yanlışı bizim doğrumuz olamaz.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Erhan Eren



Mesaj Sayısı : 76
Reputation : 0
Kayıt tarihi : 17/05/09

MesajKonu: Geri: ERBAKAN ÖLDÜ   Paz Mart 06, 2011 11:40 am

Aslolan senin hakkının "düşman" tarafından verilmesi değil mi? Erbakan Hoca'nın cenazesi vesilesiyle yaşananlar bunu bir kez daha ihtar etmedi mi? Kısa vadeli sahte zaferlerdense böyle samimi hak teslimiyeti daha makul ve hakkaniyetli değil mi?Birde Rahmetli Üstad'ın darbeci askerlerle ilgili bir yazısıydı zannedersem ,ordunun ruhunu aradığından bahsediyordu..Bize düşen bu ruhun bizde olduğunu "kavl-i leyyinle" izah etmek değilmidir..Bırakın düşmanın şerrinden emin olmasını yıllardır kendi meşrebinden olmayan müslümanları rejime gammazlayan fetullah müfterisinin yanında olmak ,onunla aynı hizada görünmek uzun vadede davaya telafisi imkansız zararlar verir..
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: ERBAKAN ÖLDÜ   Paz Mart 06, 2011 12:09 pm

Uzun vade...

Şimdi mesle biraz da burada...

Meseleleri, konuşma adabına malik arkadaşlarla da konuşuyor ve tartışıyoruz.

Takıldığını gördüğüm konulardan biri de, bu, birilerinin yanında gözükme korkusu. Halkın bu tavrı anlayaamayacağı, bunu müslüman tabana anlatamama kaygısı...

Şimdi, Daim ve Kaim olan BOLU'da olduğuna ve nihayetinde bir ihtilâl olacaksa -ki olcak- bu ihtilâl iktidarın -AKP'nnin- başına patlayacağına göre, bu gün, kınayıcıların kınamasına bakmadan, birilerinin yanında gösterme saldırılarına aldırmadan doğruyu haykırmak gerekmez mi? Ne diyordu Üstad: Halkla Hakkın barışmadığı yerde...

Yani sen ne yaparsan yap, zaten adamlar ya bizdensin, ya da Ergenekon diye tasnif yapmış zaten.

Uzun vadede, halkı müşahhaslaştırıp karşına aldığını düşünerek, halk sana sormaz mı:

Ya siz bunu biliyordunuz da niye karşı koymadınız, biz ne dersek diyelim, hakkı haykırmaktan, beni doğruya çekmeye çalışmaktan geri kaldınız? Diye sorabileceği, bu gün "anlatamayız"a karşı düşünülemez mi?

Şimdi zaten buradan bir çok mesele doğuyor.

Popülizmin aynı zamanda kendisini de dayattığı ve buna karşı koyabilmenin de zor olduğu... Yoksa, bu zor olmasa, emanetin ehline verilmesi diye bir konu zaten doğmazdı. Halkın baskısınaa karşı hakkın yanında irade gösterebilecek bir kadro...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: ERBAKAN ÖLDÜ   Paz Mart 06, 2011 4:52 pm


Hüseyin Gülerce


Erbakan'ı uğurlarken bir muhasebe...
Hakk'a yürüyen Necmettin Erbakan, dün yüz binlerce seveninin iştirakiyle toprağa verildi. Mekânı cennet olsun. Milletimizin başı sağ olsun.



Rahmetli Erbakan'ı ve Milli Görüş çizgisini 1969'dan beri takip ediyorum. Bugün geldiğimiz noktada Türkiye'nin asıl meselesi, vesayet sisteminden kurtularak demokratikleşmedir. Bu açıdan baktığımızda, dün Erbakan'a en ağır suçlamaları yapanların, şimdi ona neden "millici" diyerek sahiplenmeye çalıştıklarını da anlayabiliriz.

İttihat Terakki'ye kadar götürebileceğimiz vesayet zihniyeti, milletimizin İslam'a olan bağlılığını ne anlayabildi, ne de hazmedebildi. Türkiye bir asırdır, dini devre dışı bırakan, Müslümanlığı sadece vicdanlara hapsetmeye çalışan bir toplum mühendisliğinin uygulama alanıdır. Bu mühendislikten en çok siyasi yapı etkilenmiştir. Halk, dinine, değerlerine sahip çıkmaya çalıştıkça, "sağ" partiler dizayn edilmiştir. Bir süre sonra halk oynanan oyunu, samimiyetsizlikleri fark etmiştir. Yeni bir arayış başlamıştır. Seçmenin Erbakan'ı, Milli Görüş çizgisini sahiplenmesinin önemli sebeplerinden biri budur. Toplum mühendisleri buna çok içerlemişlerdir. Milli Görüş partileri, bu yüzden her seferinde kapatılmış, bu yapılırken de vesayet kendisini bir daha, bir daha tahkim etmiştir. AK Parti'yi kuran kadrolar, bu yolun çıkmaz olduğuna inanıp, muhafazakâr demokrat çizgiye taşınmışlardır. Bir çemberin içinden nihayet çıkılmıştır. Sadece tepki vermenin sonuç getirmediği, dünya ile entegre olma yolunda daha geniş bir kesimin kucaklanması zarureti kabul edilmiştir. Sayın Başbakan'ın ifadeleriyle iki esas öne çıkmıştır: "İçeride ve dışarıda diklenmeden dik durmalıyız... İktidarsak, muktedir de olmalıyız..."

Ancak vesayet zihniyeti için mesele, Milli Görüş, Erbakan meselesi değildi. Mesele, bu milletin mana kökleriyle buluşarak kendi değerleri üzerinde ayağa kalkmasını engellemekti. Milli Görüş partilerinin kapatılması, tahammülsüzlüğün ifadesi, korkutmanın ve gözdağı vermenin vesilesiydi. Anlatmak istedikleri; "demokrasi sizin işinize geliyor, sizin önünüzü açıyor, ama geçit vermeyeceğiz"di... Eğer hedef Milli Görüş partileri olsaydı, Milli Görüş'le ilgisi olmadığını açıklayan, üstelik yüzde 47 oy almış AK Parti'yi de kapatmaya kalkmazlardı. Halbuki gerekçe yine aynıydı: Laiklik karşıtı eylemlerin odağı olmak... Yani kurt aynı, kuzu aynı, gerekçe aynı: Ben seni yiyeceğim, çünkü suyu bulandırıyorsun... Doğru, 28 Şubat süreci, Refahyol hükümetinin devrilmesi içindi. Ama neticesi nedir? İmam hatip liselerinin orta kısımları kapatıldı, Kur'an öğrenmek okullarda ve kurslarda, 15 yaşına kadar yasaklandı...

Aradan 14 yıl geçtikten sonra bugün ulusalcılar ve dün Erbakan'a en büyük zulmü reva gören vesayetçi medyamız, Erbakan'ı neden yere göğe sığdıramıyor? Neden, "tanıyamamışız, bilememişiz, çok millici bir insandı" diye ağıtlar yakıyor? Neden, "falan falan partilerle bir seçim ittifakı çalışması yapıyordu" diye heyecanlanıyorlar? Çünkü üç ay sonraki seçimde, AK Parti'ye verecekleri her zararı, kâr biliyorlar. "Erbakan milliciydi" diyerek, aslında "Erdoğan millici değildir" demeye getiriyorlar.

Milli Görüş dâhil, İslam coğrafyasında ortaya çıkan hareketler hep tepki hareketleri oldu. Kuvvet dengesinin olmadığı yerde, tepki hareketleri başlangıçta halk tarafından kabul görse de, uzun soluklu olamıyor, daha sonra zayıflıyorlar.

Mesele, zamanın ruhunu, dünyayı doğru okuyabilmektir. Evet, kendi değerlerimize sahip çıkarak, mana köklerimizle buluşarak ayağa kalkmalıyız. Ama bunu, dünyadan koparak, kendi dışımızdaki dünyaya kafa tutarak, evrensel standartları ıskalayarak değil, evrensel insanî değerlerde buluşmayı amaçlayarak yapmalıyız...

İnancımızla, kendi dünyamızla; temel hak ve özgürlüklere, hukukun üstünlüğüne nasıl bir faydamız, desteğimiz olur, ona kafa yormalıyız. Yeni dünya kimsenin değil, yeni Türkiye de kimsenin olmayacak. Paylaşmaya odaklanmalıyız...

h.gulerce@zaman.com.tr
02 03 2011 ZAMAN


En son AZYA tarafından Paz Mart 06, 2011 5:21 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Erhan Eren



Mesaj Sayısı : 76
Reputation : 0
Kayıt tarihi : 17/05/09

MesajKonu: Geri: ERBAKAN ÖLDÜ   Paz Mart 06, 2011 5:10 pm

Aslında Gülerce tayfası Erbakan Hoca'ya gösterilen hasbi muhabbete için için hased ediyorlar..Erbakan Hoca'nın Hak bildiği yoldaki tavizsiz duruşu karşısında kendi kıytırıklıkları ,işbirlikçiliklerini ,zilletlerini müşahade ettikleri için mezarlıkta ıslık çalma kabilinden hadiseyi başka türlü tevil ediyorlar..Tekraren ;Erbakan Hoca'nın " düşmanları" bile hakkını teslim etti..Ya siz? bidayetten bu yana güce tapan at sineği keyfiyetinde sığıntı yaşayıp iki arada bir derede telef olup gideceksiniz!
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: ERBAKAN ÖLDÜ   Paz Mart 06, 2011 5:16 pm

[quote]Bugün geldiğimiz noktada Türkiye'nin asıl meselesi, vesayet sisteminden kurtularak demokratikleşmedir. Bu açıdan baktığımızda, dün Erbakan'a en ağır suçlamaları yapanların, şimdi ona neden "millici" diyerek sahiplenmeye çalıştıklarını da anlayabiliriz.[/quote]

Meseleye yanlış açıdan bakarsa, anlayamazsın. Anlayamadığın için de EWrbakan'ın sahiplenilmesi Fetullah'a da Hüseyin'e de batar.

Zira Türkiye'nin temel meselesi vesayet sistemi değil, işgaldir. Vesayet sistemi ile mücadele ediyor görüntüsü, işgali görünmez kılmak için uydurulmuş sahte kutuplaşmaya dayalı emperyalist senaryodur. Bu senaryoda kulanılan replikler, tiradlar vs, müslüman Anadolu ahalisini avlamaak, emperyalizme payanda kılmak adına deccaliyet komitesiyle süfyanın işbirliği halinde, ortaklaşa yazdıkları metinde yer alır.


[quote]İttihat Terakki'ye kadar götürebileceğimiz vesayet zihniyeti, milletimizin İslam'a olan bağlılığını ne anlayabildi, ne de hazmedebildi. Türkiye bir asırdır, dini devre dışı bırakan, Müslümanlığı sadece vicdanlara hapsetmeye çalışan bir toplum mühendisliğinin uygulama alanıdır. Bu mühendislikten en çok siyasi yapı etkilenmiştir. Halk, dinine, değerlerine sahip çıkmaya çalıştıkça, "sağ" partiler dizayn edilmiştir. Bir süre sonra halk oynanan oyunu, samimiyetsizlikleri fark etmiştir. Yeni bir arayış başlamıştır. Seçmenin Erbakan'ı, Milli Görüş çizgisini sahiplenmesinin önemli sebeplerinden biri budur. Toplum mühendisleri buna çok içerlemişlerdir. Milli Görüş partileri, bu yüzden her seferinde kapatılmış, bu yapılırken de vesayet kendisini bir daha, bir daha tahkim etmiştir. AK Parti'yi kuran kadrolar, bu yolun çıkmaz olduğuna inanıp, muhafazakâr demokrat çizgiye taşınmışlardır. Bir çemberin içinden nihayet çıkılmıştır. Sadece tepki vermenin sonuç getirmediği, dünya ile entegre olma yolunda daha geniş bir kesimin kucaklanması zarureti kabul edilmiştir. Sayın Başbakan'ın ifadeleriyle iki esas öne çıkmıştır: "İçeride ve dışarıda diklenmeden dik durmalıyız... İktidarsak, muktedir de olmalıyız..."[/quote]

Bütün bu satırlar, doğrunu yanlışta kullanılmasına misal. Yani, her şey yerinde güzel. Bu günün meselesi bu sayılanalr değil, bunlar İBDA mücadelsi ile geride kalmış mesele. gerçek manada müslüman için asıl mesele, bizzat artık fetullah ve AKP zihniyetidir. Artık İBDA devrimini önündeki engel, Fetullah ve AKP zihniyetidir. Hâl böyleyken, öndeki hedefe yüklenmek varken, arkada kalanla uğraşmaya devam etmek, mücadele adına sahtekarlıkların en büyüğü. Ortada Gülerce'nin bahsettikleri adına ne kalmış ki mücadele edilecek, esas hasım noktasında kayda değer bir tehlike arzedecek? İşte, kendii ihanetlerini, işbirlikçilikleri saklamak için, geçilmiş engellerin sanal görüntülerini önümüze koyup, işte düşman diyorlar. Asıl düşman sizsiniz, diini içten yıkan kâfirler. Devamındaki paragraf da aynı manada, tehlike olmaktan 99 taarruzu ile çıkmış olanı tehlike olarak göstermeey dair.

Şimdi geldik en güzel tespitlere:

[quote]Aradan 14 yıl geçtikten sonra bugün ulusalcılar ve dün Erbakan'a en büyük zulmü reva gören vesayetçi medyamız, Erbakan'ı neden yere göğe sığdıramıyor? Neden, "tanıyamamışız, bilememişiz, çok millici bir insandı" diye ağıtlar yakıyor? Neden, "falan falan partilerle bir seçim ittifakı çalışması yapıyordu" diye heyecanlanıyorlar? Çünkü üç ay sonraki seçimde, AK Parti'ye verecekleri her zararı, kâr biliyorlar. [color:16f8=red]"Erbakan milliciydi" diyerek, aslında "Erdoğan millici değildir" demeye getiriyorlar.[/color][/quote]

Neymiş?

Bu mantıkla RTE'yi okuyalım, K'nın mesajı çerçevesinde:

Müslümanları İslam için değil, emperyalizm, efendileri adına, şeyini öptükleri Yahudiler adına rejime payanda yapan...

Gülerce'nin parmak bastığı tehlike...

Ya bu adamlar Erbakan ve RTE'nin şahsında islamcılığın farkını görürler ve gerçek müslümanlara yanaşırlarsa? Bunların içinden bir Saddam çıkarsa? Öyle ya, anti emperyalist tavır almaya başlayan milli veya sol hareketler, içinde bulundukların toplumun rengine bürünmeye başlıyorlar. Ya bir Hz Ömer misali tecelli zuhur ederse? Unutmayalım ki bütün o ilk sahabiler hep -ekseriyetle- küfürden devşirilmiş değiller miydi? İşte, Gülerce'nin asıl korktuğu, "Ergenekon" değil, "Hz Ömer Terör Örgütü"dür ki, Ergenekon adı bunu perdelemekten başka ne ki? Gülerce tehlikenin nerden geleceğini bilecek kadar "uzman" biri ne de olsa.


Son paragraflarda bütün zehrini kusmuş yılan:

[quote]Milli Görüş dâhil, İslam coğrafyasında ortaya çıkan hareketler hep tepki hareketleri oldu. Kuvvet dengesinin olmadığı yerde, tepki hareketleri başlangıçta halk tarafından kabul görse de, uzun soluklu olamıyor, daha sonra zayıflıyorlar.

Mesele, zamanın ruhunu, dünyayı doğru okuyabilmektir. Evet, kendi değerlerimize sahip çıkarak, mana köklerimizle buluşarak ayağa kalkmalıyız. Ama bunu, dünyadan koparak, kendi dışımızdaki dünyaya kafa tutarak, evrensel standartları ıskalayarak değil, evrensel insanî değerlerde buluşmayı amaçlayarak yapmalıyız...

İnancımızla, kendi dünyamızla; temel hak ve özgürlüklere, hukukun üstünlüğüne nasıl bir faydamız, desteğimiz olur, ona kafa yormalıyız. Yeni dünya kimsenin değil, yeni Türkiye de kimsenin olmayacak. Paylaşmaya odaklanmalıyız...[/quote]

Dünyaya kafa tutmadan filan.

Ergenekoncular, dünyay kafa tutmaya niyetlenmişti zira.

Sonra, islamcı hareketlerin tepki hareketi olması püsküllü yalanı daayrı dava. Tepki hareketi olmayan İBDA, Büyük Doğu ortada. Eee, diğer tarafta da işbirlikçi RTE ve Fetullah. Burada da dünyaya kafa tutmayı istediğini açıkça ortaya koymuş ulusalcı kesim. Ne biçim kâbus senaryosu değil mi Fetullahîler ve Allahyolunu Kesen Parti ve tüm işbirlikçiler için. ve taabiî ki bu tipin mukabil cephedeki muadilleri için.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Erhan Eren



Mesaj Sayısı : 76
Reputation : 0
Kayıt tarihi : 17/05/09

MesajKonu: Geri: ERBAKAN ÖLDÜ   Paz Mart 06, 2011 5:31 pm


Bütün bu satırlar, doğrunu yanlışta kullanılmasına misal. Yani, her şey yerinde güzel. Bu günün meselesi bu sayılanalr değil, bunlar İBDA mücadelsi ile geride kalmış mesele. gerçek manada müslüman için asıl mesele, bizzat artık fetullah ve AKP zihniyetidir. Artık İBDA devrimini önündeki engel, Fetullah ve AKP zihniyetidir. Hâl böyleyken, öndeki hedefe yüklenmek varken, arkada kalanla uğraşmaya devam etmek, mücadele adına sahtekarlıkların en büyüğü. Ortada Gülerce'nin bahsettikleri adına ne kalmış ki mücadele edilecek, esas hasım noktasında kayda değer bir tehlike arzedecek? İşte, kendii ihanetlerini, işbirlikçilikleri saklamak için, geçilmiş engellerin sanal görüntülerini önümüze koyup, işte düşman diyorlar. Asıl düşman sizsiniz, diini içten yıkan kâfirler. Devamındaki paragraf da aynı manada, tehlike olmaktan 99 taarruzu ile çıkmış olanı tehlike olarak göstermeey dair.

"Fethedilmiş alanda fatihçilik oynamak" Zamanında İbda mana köklerine vuruken Fetullah "askeri ve siyasi dahi" diye güzellemeler diziyordu...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: ERBAKAN ÖLDÜ   Paz Mart 06, 2011 6:24 pm

Şimdi burda, tehlike'den bahsederken, yakın tehlike, uzak tehlike vs sınıflandırmalara girmeden, imani tehlike olmasının baki olduğunu da bu vesileyle belirtelim. Ama biz dediğimiz gibi, hep siyasi mesele üzeridneyiz ki, bu günün şartlarında, AKP ve Fetullah, imani tehlike olmak noktasında daha büyk önemi haiz.

Süfyan'ın inandırıcılığı.

Kimse, "ben Süfyandan'ım" demeyecek herhalde. Ona şu veya bu şekilde destek olacak. Kendisi iyi değil ama yaptığı doğru filan diyecek.

"Bu ihaneti Demirel bile yapamazdı..."

O bile bir kısım Nurcuları kandırabilmişti, o kadar.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
ERBAKAN ÖLDÜ
Sayfa başına dön 
2 sayfadaki 2 sayfasıSayfaya git : Önceki  1, 2

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
AKINCILAR :: UMUMİ :: Siyaset :: Cemaat - Parti ve STK'lar-
Buraya geçin: