AKINCILAR

AKINCILAR FORUM
 
AnasayfaKapıGaleriAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 ERBAKAN ÖLDÜ

Aşağa gitmek 
Sayfaya git : 1, 2  Sonraki
YazarMesaj
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: ERBAKAN ÖLDÜ   Paz Şub. 27, 2011 12:57 pm

SON DAKİKA: Erbakan öldü!
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: ERBAKAN ÖLDÜ   Paz Şub. 27, 2011 1:01 pm

Sosyal, siyasi, ekolojik vs hadiseler üst üste geliyor.

Tıpkı 99 gibi...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: ERBAKAN ÖLDÜ   Paz Şub. 27, 2011 1:04 pm

Doktoru Erbakan'ın ölüm nedenini açıkladı
Paylaş
Haberi Paylaş

Benim Sayfam
Xing


Facebook
Google


MySpace
Twitter


E-posta
Friend Feed








27 Şubat 2011



Necmettin Erbakan'ın vefatının ardından bir süredir tedavi gördüğü Güven Hastanesi'nin Başhekimi Tevfik Ali Küçükbaş Erbakan'ın son anlarını anlattı. Sabah saatlerinden itibaren solunum yetmezliği sıkıntısı yaşayan Erbakan'ın 'kroner arter hastalığı ve kalp yetmezliği' sebebiyle vefat ettiği açıklandı.


İŞTE ERBAKAN'IN ÖLMEDEN ÖNCEKİ SON GÖRÜNTÜLERİ / WEB TV

ERBAKAN HAYATINI KAYBETTİ / WEB TV

Erbakan'ın vefatının ardından Güven Hastanesi başhekimliği tarafından yapılan açıklamada, "Eski başbakanımız sayın Erbakan kalp rahatsızlığı tromboflebit sebebiyle hastanemize yatırılmış uygulanan tüm tedavilere rağmen kalp hastalığı ilerlemiştir" denildi. Açıklamada Erbakan'ın bugün sabah saatlerinde vücut fonksiyonlarının tam desteğe alındığı ve tüm yaşam desteklerinin uygulanmasına rağmen saat 11.40’ta kroner arter hastalığı ve kalp yetmezliği sebebiyle vefat ettiği ifade edildi.

Yazılı açıklamanın ardından kameralar karşısında da Erbakan'ın son anlarını anlatan Başhekim Tevfik Ali Küçükbaş Erbakan ile sabah konuştuklarını, solunum yetmezliğinden şikayet ettiğini açıkladı. Küçükbaş "Çok yüksek bir kalp ritmi oldu. Başında olduğumuz için derhal müdahalesi yapıldı saniyesinde. O andan itibaren şuur durumu yerinde değildi. Kalp pompalamasında ciddi problemler oldu. O andan itibaren herhangi bir rahatsızlık hissetmediler ancak tüm tedaviler saat 11.40’a kadar devam etti. Tüm yaşam fonksiyonlarını destekledik ancak maalesef bir sonuç alma imkanı olmadı. Kalp yetmezliği solunum yetmezliği ve buna bağlı olarak böbrek yetmezlikleri gibi fonksiyonlarında yetersizlik ortaya çıktı. Sabahleyin kendisi ile rahatlıkla konuştum. Herhangi bir rahatsızlık hissedip hissetmediklerini sordum. Kendileri de biraz solunum yönünden sıkıntıları olduğunu söylediler. Onun için de tedavi desteklerimizi düzenlemiştik. Kendilerini fazla yormamalarını söylemiştik" diye konuştu.


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: ERBAKAN ÖLDÜ   Paz Şub. 27, 2011 2:34 pm

"Erbakan Acil Düşürülmeli" Kodlu ABD Belgesi!
27.02.2011 Pazar 16:30Gündem Bu Habere 0 Yorum YapıldıBu Haber 9 Defa Okunmuştur 12P 14P 16P 18P

28 Şubat Darbesi ABDdeki Yahudi lobisince dayatıldı..

Alan Makovski, 1997 yılında Washington Enstitüsü Yakın Doğu çalışmalarının üst düzey üyesiydi. Makovsky, uzun yıllar ABD Dışişleri Bakanlığı Güney Avrupa Yakın Doğu Şefi olarak görev yaptı..

Refah-Yol Hükümeti kurulur kurulmaz Bay Makovski, Türkiye’nin büyük sermaye gazetelerinde boy göstermeye başladı..! ABD Merkezli bu Yahudi Lobici, Erbakan Hükümetine sert muhalefet ediyor, yazıları da Türk Gazetelerinde yer buluyordu..

Makovski, Refah-Yol kurulur kurulmaz, Türk Gazetelerinde bu hükümetin kurulmasını dayatıyordu..

Daha sonra, bu şahsın, ABD Merkezli faaliyetleri ile 28 Şubat’ın temellerini attığı ortaya çıktı.. Tabii ABD yönetiminin alt yapısı sayesinde..

Nitekim Necmettin Erbakan da hükümetinin ABD tarafından organize eddilen oyun sonucu yıkıldığını söylemişti..

Erbakan Hükümeti kurulur kurulmaz, ABD medyasında yazılar yazan ve Washington yönetimine bir rapor sunan Alan Makovski, Erbakan’ın ABD’nin menfaatlerine nasıl aykırı olduğundan söz edip, Erbakan’dan kurtulmak için neler yapılması gerektiğine kadar bir dizi madde sıralamıştı..

Makovsky’nin bu makalesi aynı zamanda Türkiye’nin bugün karşı karşıya kaldığı PKK’dan Kıbrıs’a, İran’dan Irak’a karşı bir sürü sorunun cevabını içinde barındırıyor. Erbakan’ın daha o dönemde dikkat çektiği ABD’nin Ortadoğu’daki planlarına, ancak yıllar sonra varabilmiş bir Türkiye’nin, neden kendi menfaatlerini koruyan bir hükümete (Refah-Yol) karşı darbe yaptığı da bir başka soru işareti olarak kalıyor.

Makovsky’nin ‘Erbakan İle Nasıl Mücadele Etmeli’ başlığıyla 1997’de ‘Amerikan Menfaatlerini Korumak’ sloganını kullanan Middle East Quarterly dergisindeki yazısını okuyalım..

Alan Makovsky`nin yazısı

***

Türkiye’nin yeni İslamcı Başbakanı Necmettin Erbakan kısa bir süre önce İran ile imzaladığı 23 milyar dolarlık gaz anlaşmasının ardından NewYork Times Gazetesi’nden Thomas Friedman ‘Türkiye’yi Kim Kaybetti?’ başlıklı bir makale yazdı. Gerçekte, Türkiye kaybedilmiş değil. Türkiye hala laik, Batı yanlısı ve demokratik bir ülke. Bununla birlikte, İslamcıların eşi görülmemiş bir şekilde güç sahnesinde görülmeleri Türkiye’nin kaybedilmemesini garantilemek için çok fazla şey yapması gereken Amerikalılar için bir uyarı niteliği taşıyor.

DIŞ DEVAMLILIK, İÇ DEĞİŞİKLİK

Erbakan, Aralık 1995 yılındaki genel seçimlerde oyların yüzde 21’ini alarak başbakanlığı kazandı ancak Erbakan’ın başbakan olması bir şans eseriydi.

Daha önemlisi, Erbakan ve partisinin gücüne rağmen, Türkiye’de hala dış politika ve güvenlik alanlarındaki karar mercilerinde Batı yanlısı dinamikler egemen durumda. En önemli dış politika kararları Milli Güvenlik Kurulu’nda alınıyor. Bu Kurul, 5 üst düzey askeri ve 5 üst düzey civil yöneticilerden oluşuyor. 1982 Anayasası’nın Milli Güvenlik Kurulu’na sadece tavsiye kararı verme yetkisi tanımasına rağmen, Bu kurulun aldığı kararlar neredeyse hiç değiştirilemez. Mevcut Milli Güvenlik Kurulu üyeleri arasında tek İslamcı Erbakan. Süleyman Demirel ve Tansu çiller’in laik Doğruyol Partisi’nin diğer üç üyesi de askerle aynı şekilde Batı yanlısı ve laik bir politikadan yana.

MGK, Erbakan’ın kimlerle görüşeceğini, ne söyleyeceğini, nereye seyahat edeceğini kontrol edemez, ancak şu ana kadar geleneksel Türk dış politikası yönünü korumuş vaziyette. Türkiye bir NATO üyesi ve ABD ile olan güvenlik bağları sağlam duruyor. Erbakan başa gelmeden önce çekiş Güç’ü ve İsrail ile yapılmış tüm askeri anlaşmaları iptal edeceğini söyledi. Hükümete gelir gelmez, Erbakan’ın en üst düzey dış politika danışmanı Abdullah Gül, İsrail ile en azından bundan sonra herhangi bir askeri anlaşmanın olmayacağını belirtti. Erbakan hükümete geldiğinden beri çekiş gücün süresi iki defa uzatılmış ve İsrail ile üç askeri anlaşma imzalanmış. Kısacası, güvenlik ile ilgili konularda askeriyenin görüşleri hala hakim durumda. İki defa siyasi yasaklı duruma gelmiş olan Erbakan, askeriyenin Yahudi devletiyle ilişkileri inşa etme kararlılığını da kabul etti.

MGK, Erbakan’ın kimlerle görüşeceğini, ne söyleyeceğini, nereye seyahat edeceğini kontrol edemez. Ancak Erbakan ve partisinin güçlerini gelecekte artırmak ve Batı karşıtı bazı politikalarını uygulamak için iyimser sebepleri var. Refah Partisi’nin büyük gelirleri, organizasyonları ve sadık üyeleri var ve en önemlisi 400 belediyede temiz yönetim ünü ile 1984’ten beri her seçimde arttırdığı oyları, partiyi daha da güçlendiriyor. Daha fazlası, Refah Partisi çok rahat bir ortamda çalışmalarını yapıyor. Refah Partisi’nin üyelerinin ve liderlerinin mezun olduğu Imam Hatiplere büyük bir ilgi var ve insanlar kayıt için sıra bekliyor. Refah Partisi’nin popüler olmasının bir diğer nedeni ise, ekonomik ve sosyal alanlarda laik politikacılarının uyguladığı yanlış politikalar, yolsuzluk ve mafya ile bağlantılardır. Türklerin birçoğu Refah Partilileri dürüst ve azimli görürken, laik politikacıları bencil ve kötü olarak görüyor. Eğer laik politikacılar daha iyi çalışmazlarsa, Batı yanlısı Türkiye radikal bir şekilde yönünü çevirebilir. Bu sebeplerden dolayı Türkiye’nin sosyal ve politik trendi bu ülkenin laik ve Batı yanlısı kalmasını isteyenlerin endişelerini haklı kılıyor.

ERBAKAN’IN DIŞ POLİTİKASI

Son çeyrek yüzyılda Erbakan ve partisi Amerika Birleşik Devletleri’ni emperyalist olmakla suçlayıp NATO’nun Türkiye’yi sömürdüğünü dile getirdiler. Siyonizmi ve Yahudileri kınayan Erbakan ve partisi, Türkiye’nin Batı ile entegrasyonunu savunan Türkleri de takliçi Batıcılar olarak nitelediler. Bunun yerine ise Türkiye’nin İslam ülkeleriyle birlikte Islam NATO’su, Islam Serbest Pazarı ve İslam Birleşmiş Milletleri’ni kurmasını istediler.

Erbakan hükümete geldiğinden beri söylemlerini biraz ılımlılaştırsa da, ana tercihlerinde herhangi bir değişklik olmamıştır. Başkakan olarak ilk ziyaretlerini Müslüman ülkelere gerçekleştiren Erbakan, Iran ile gaz anlaşması imzalamıştır. Erbakan’ın en önemli dış politika atağı en kalabalık 8 müslüman ülkeyi bir araya getirerek, bu ülkelerin ekonomik ve siyasi işbirliği yaparak G-7’ye karşı bir balans yapmasını amaçlamıştır. Erbakan bu şekilde G-7 ve D-8’in yeniden biraraya gelerek ‘İKİNCİ YALTA’ konferansında yeni bir dünya düzeni kurulmasını istemektedir. Müslüman dünyasıyla ilgili bu girişim ve önerilere karşılık, Erbakan henüz Batı dünyasını ziyaret etmemiş ve Avrupa Birliği liderlerinin Dublin Zirvesi’ndeki davetini de redetmiştir.

NATO’DAN UZAK BİR POLİTİKA

Erbakan ülkesinin üye olduğu NATO’dan farklı bir politika sergilemektedir. Tartışmalı Libya seyahati sırasında Erbakan, BM tarafından 1992’de uygulanmaya başlayan ambargoyu kınadı ve bu ambargonun kaldırılmasını istedi. Erbakan Batı’nın Libya’yı terörist olarak göstermesini bir propaganda olarak niteledi ve asıl terörismi Amerika ve İsrail’in işlediğini ima etti. Erbakan Libya’nın 1986 Amerikan hava saldırısına gönderme yaparak, Libya’nın terörizmden en çok çeken ülkelerden olduğunu söyledi. Erbakan, PKK’nın öldürdüğü binlerce vatandaşına da işaret ederek, ülkesinin de son 20 yılda terörismden en çok çeken ülkelerden olduğunu dile getirdi. Erbakan bu tuhaf seyahatini Libya ile imzaladığı terörisme karşı ortak çalışma anlaşmasıyla sonuçlandırdı.

ERBAKAN, ‘PKK’YI ABD DESTEKLİYOR’ DİYOR

Batılı hükümetler ve medya Erbakan’ın bu açıklamalarını görmezden geldi. Sadece Türk basını çok az bir şekilde sayfalarında yer verdi. Bunlar, Muammer Kaddafi’nin Kürt bağımsızlığını istemesinin gölgesinde kaldı. Ankara şiddetli bir şekilde bir Kürt devletine karşı çıkıyor. Kendi sınırları ötesinde olsa bile. Batılılar, Erbakan’ın açıklamalarına ve hareketlerini görmezden geliyor, bunun sebebi Erbakan’ın henüz Batı yanlısı Türk dış politikasını değişterememesinden kaynaklanıyor. Filistin Hamas örgütü ve Mısır Müslüman Kardeşler teşkilatının üyelerinin 1996 yılındaki Refah Partisi kongresine davet edilmeleri ise görmezden gelindi.

Erbakan’ın Amerika ve İsrail karşıtı söyleminin başka örnekleri de var. Aralık (1996)’ta, Erbakan, Amerika’yı çekiç Güç’ü kullanarak Türkiye’nin Güneydoğusunda bir Kürt devleti kurmayı planladığını iddia etti. Bu tür iddialar daha önce de başka Türk politikacılar tarafından dillendirildi ancak bir başbakan düzeyinde ilk kez. Erbakan ayrıca İsrail’i Nil ve Fırat nehirleri arasında kalan tüm bölgeyi, Türkiye’yi de kapsayan, işgal amacı taşımakla suçluyor. Refah Partili iki milletvekili bu görüşü İsrail elçisinin Hatay’ı ziyaret etmesiyle birlikte daha da iler götürdüler.

AMERİKAN MENFAATLERİNE TEHDİT

MGK tarafından kontrol edilse bile Başbakan olarak Erbakan, Amerikan menfaatlerine ve Türk Amerikan işbirliğine meydan okuyor. Erbakan’ın hükümette olması Amerikan ve Avrupa yönetimlerinin işini zorlaştırıyor. Erbakan’ın komplocu yaklaşımı ve Batı karşıtı söylemleri, Türkiye’nin dostu olarak bilinen birçok kişiyi de uzaklaştırıyor. örneğin, birçok önemli Yahudi-Amerikan kuruluşları Türkiye’ye olan ziyaretlerini ertelediler Erbakan’ın politikalarına duydukları kaygıdan dolayı. Üçüncü olarak, Erbakan açık olarak İran, Mısır, Libya, Tunus, Cezayir, Sudan ve Filistin’deki Müslüman teşkilatlara sempatiyle baktığını dile getirdi, ki bunlar önemli güvenlik riski taşıyor. MGK üyesi ve başbakan olarak Erbakan NATO’nun ve ABD’nin gizli güvenlik belgelerine ya ulaşmış ya da ulaşmış olacak. Erbakan’ın Dışişleri Bakanlığı diplomatları olmadan Iran, Suriye ve Irak temsilcileri ile sık sık görüşmesi bu konuda endişe duyulması için önemli bir sebep. Erbakan, İran gezisinde Türkiye ve İran’ın savunma sanayinde işbirliği yapmasını önermiş ve Iran devlet Başkanı Rafsanjani’ye Türkiye’nin üretiminde ortak olduğu F-16 uçak fabrikasını gezdirmeyi söz vermiş. Askerler buna karşı.

ERBAKAN AMERİKAN ÇIKARLARINA TERS

Dördüncüsü ve en önemlisi, Erbakan bir ideolog olarak Türkiye’yi Batı’dan uzaklaştırmak istiyor, bu ise Amerikan menfaatlerine tamamen ters bir politika. Erbakan, toplumu birçok yönde dönüştürmeyi planlıyor ve bunu da dış politika uzmanlarının görmediği bir şekilde içerden yapıyor. Mesela, Refahlı bakanlar üst düzey 400 bürokratı kendi parti sempatizanlarıyla değiştirmiştir. Refah Partili yöneticilerin Dışişleri Bakanlığı’na lobi çalışmasında bulunarak dini okul mezunlarından da diplomat alınması istediği bildiriliyor. Refah Partili bir milletvekili imam hatip mezunlarının askeri akademiye kabul etmesini teklif etmiş ancak bu şimdilik askeriye tarafından rededilmiştir. Refah Partili Adalet Bakanlığı’nın yüksek hakim ve savcıların görev yerlerinin değiştirilmesi için uygulamaya başladığı rotasyona Türkiye Barolar Birliği karşı geçti ve bu karşı durma Bakanlığı şimdilik vazgeçirdi. 1995’te Erbakan’ın parlamento grubu Anayasa’nın islami düzenlemeler yasağına ilişkin maddeyi kaldırmak için çalıştılar.Erbakan ve partisi koalisyon ortağı olmadan bir hükümet kursalardı, İslami bir toplum oluşturmada amaçlarına daha çabuk ve kısa yoldan ulaşabilirlerdi.

AMERİKAN POLİTİKASI

Amerikalılar, çok az nadir görülebilecek bir şekilde müttefiki olan bir ülkenin başbakanının Amerikan menfaatlerine zararlı olacak politikalarını nasıl ele alacakları ikilemiyle karşı karşıyalar. Şimdiye kadar henüz bir kriz yok. Ancak söylendiği gibi, Erbakan dış politikayı kontrol etmiyor ve Türk dış politikası şimdilik Batı yanlısı olarak devam ediyor. Bu yüzden Amerika büyük değişikliklerden ziyade küçük ayarlamalar yapması gerekiyor. Washington ikili bir politika uygulamalı: Uzun dönem Amerikan menfaatlerini ve Türkiye’nin Amerikan dostlarını desteklemek, Erbakan ve destekçilerinden uzak durmak. Böyle bir politika birkaç ögeden oluşur:

1. ABD DOSTLARINI DESTEKLEMEK: Asker dahil Amerikan yanlısı Türkler, kamuoyuna Türkiye’nin Amerika ile olan ikili bağlarının değerini göstermeli. Buna karşılık olarak Washington uzun vadeli ilişkilerini etkileyen tüm konularda Türkiye’yi desteklemeli. Güvenlik bağları Türkiye ve Batı’yı birbirine bağımlı kılarken, bu aynı zamanda Türkiye’nin Batı’dan yana durmasında etkili bir araç. Bu yüzden Amerika Türkiye’nin ABD silahlarına ulaşabileceğine dair garantisine devam etmeli. Bu hususta, Clinton yönetimi samimi bir şekilde Türkiye’nin silah satın alımına karşı ABD yönetimindeki muhalefetle yüzleşmeli. Son aylarda Türkiye’ye söz verilen silahların iadesi bloke edilmiş durumda. Bunun sonucu olarak, Birçok Türk Washington’un Türkiye’ye gizli silah ambargosu uyguladını söylüyor. Bu iddia aynı zamanda 1975-1978 yılları arasındaki silah ambargosunu hatırlatıyor (Türkiye’nin Kıbrıs müdahalesine gerekçe olarak) ve ABD’ye karşı olan hoşnutsuzluğu da artırıyor. Erbakan’ın Refah Partisi’nin anti-Amerikancı duruşunu göz önünde bulundurursak, siyaseten bu durumdan en çok Refah Partisi yararlanacaktır. Laik Türkler gizli olarak ABD’ye Türkiye’yi Erbakan’ın eline bırakmaması için yalvarıyorlar.

2. LAİKLİĞİ DESTEKLEKLENMESİ: Laiklik konusundaki kararsızlık Batı yanlısı sistemin içerisindeki Amerikan dostlarını zayıf bırakıyor. Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Nicholas Burns, Erbakan’ın başa gelmesinden kısa bir süre sonra gazetecilere yaptığı açıklamada, laikliğin Türkiye ve ABD’nin iyi ilişkilerinde bir koşul olmadığını söyledi. Türk laikliğini hep önemsemiş olan ABD’nin bu önemli manevrası, içerdekilerin söylediği gibi, bir yanlıştı. Bu bir Türk gazetecesinin sorusuna aceleyle verilmiş bir cevap olup, ABD’nın resmi pozisyonunu yansıtmamaktadır. Daha da ötesi, daha sonraki Dışişleri Bakanlığı açıklamaları (o zamanki ABD’nin BM Temsilcisi Madeleine Albright dahil) Burns’un daha önceki açıklamasını geri çekerek Washington’un Türkiye’nin laikliğine verdiği önemi belirttiler. Yine de Burns’un yorumu arkasında bir kalıntı bıraktı ve O’nun açıklamaları İslami basında Amerika’nın Erbakan Hükümetine destek verdiğine dair kanıt olarak gösterildi. Bazı Türk laikleri, ABD’nin Erbakan’a karşı yeterince sert tavır takınmadığından şikayetçi.

3. ERBAKAN’DAN UZAK DUR: Amerikan yönetimi, Erbakan’ın siyasi kredisini artıracak herhangi birşeyden uzak durmalı ve resmiyetten öteye gitmemelidir. özellikle Washington’a çağırmamalıdır. Washington’un Türkiye’nin iç politikasını etkileme gücü sınırlı ancak Amerikan’ın onayı Türk politikacılar için önemli. Bu yüzden Erbakan hükümete geldikten bir hafta sonra ABD elçisinin 4 Temmuz’da verdiği partiye katıldı ve büyükelçi ile samimi fotoğraflar çektirdi. Eğer mümkünse, Amerikan yönetimi Erbakan ve arkadaşlarından ziyade laik bakanlar ve yüksek bürokratlarla çalışmalı. Bazı hususlarda bu ABD’nin Türkiye’ye karşı olan geleneksel politikasından farklı olarak daha az yardımcı olacağı anlamına gelebilir. Mesela, Amerika, Refah Partisi’nin halkçı ve bütçeyi zorlayan politikalarını başarması için IMF’deki nüfuzunu kullanmamalı. Ekonomik performans Türkiye’de hükümetlerin yumuşak karnıdır, birçok ülkede olduğu gibi. Refah Partisi’ne hiçbir şekilde ne uluslararası ekonomi kuruluşlarından yardım yapılmasına izin verilmeli ne de halkı memnun edecek politikaların başarıya ulaşmasına.

4. ERBAKAN’IN SÖYLEMİNE SERT CEVAP VERİLMELİ: Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Burns Erbakan hükümetinin ilk haftalarında Washington’un Erbakan’ın hareketlerini ve söylemlerini dinleyeceğini ve izleyeceğini söyledi. Bir bakıma Washington şimdiye kadar bunu yaptı. örneğin, Washington Erbakan’ın Libya gezisini eleştirdi ancak Erbakan’ın ABD’ye yönelik terörizm suçlamalarına ve Kaddafi ile birlikte terörizme karşı yapacakları planlara karşı sessiz kaldı. Bu yaklaşım Türkiye’de geri tepti, çünkü Türkler Kaddafi’yi sevmiyor ancak başbakanlarının Tripoli’yi ziyaret etmesini de destekliyorlar. (Erbakan’ın bu ziyareti Libya ile olan dostluktan ziyade bu ülkenin Türk şirketlerine olan borçlarını ödemesi için yapılmış bir çaba olarak görülüyor) Washington Erbakan’ın ‘ABD, PKK’ya destek veriyor’ iddialarına da cevap vermedi. Washington bunları kesin bir şekilde yalanlayarak özür istemeliydi. Belli ki, Washington Erbakan ile sürekli bir söylem muharabesine girmek istemiyor. Ancak, bunları kabul eder görüntüsü vermemek için ABD Erbakan’ın daha kötü suçlamalarını görmezlikten gelemez. İki yönlü bir politikayı bu şekilde uygulamak basit olmayacak. Washington Erbakan’a soğuk olacağı için Türkiye’nin uzun vadeli menfaatlerine zarar vermeyi istememeli. Türkiye’ye yapılacak gerekli yardımlar kaçınılmaz olarak Erbakan’ın politik saygınlığını artıracaktır. Washington Türk Başbakanı’na fırsat kollayıp sözlü olarak hakaret etmemeli, ancak uygun olduğunda sert bir şekilde cevap vermeli. Bu politika çok ince bir şekilde ve duruma bağlı olarak uygulanmalı. Erbakan Hükümeti gerekli ekonomik önlemleri aldığında, IMF yardımı için ABD desteği uygun olur. Erbakan’ın Ağustos 1996’da İran’a yaptığı ziyaret esnasında imzaladığı 23 milyar dolarlık gaz anlaşması, enerji alanında sıkıntı çeken Türkiye’de geniş bir destek buldu. Bu yüzden Türkiye’ye karşı olası bir yaptırım (İran ve Libya yaptırımlarına bağlı olarak) geri teper ve anti-Amerikancı duyguları artırır. Bu da Erbakan’ın avantajına olurdu.

5. TÜRKİYE’NİN ÖNEMİNİ BELİRT: Türkiye’nin ABD menfaatleri için olan stratejik önemi aşikar. Türkiye NATO’da ve Irak’ın kuzeyini gözetleyen Kuzey Keşif Gücü’nde başat bir role sahip ve Boşnak ve Hırvat Federasyonu’nun ordusunun eğitiminde rol alıyor. Orta Asya’da Tahran ve Moskova’dan farklı olarak daha ılımlı bir politika izliyor. Arab-İsrail barış girişimini destekleyen Türkiye aynı zamanda terörizmi destekleyen komşu üç ülkeye karşı bir savunma hattı görevi görüyor. Türkiye aynı zamanda müslüman Orta Doğu’daki tek demokrasi ve bu yüzden Amerikan desteği daha aleni ve güçlü bir şekilde üst düzey Amerikalılarca dile getirilmeli

6. ANLAŞILIR BİR POLİTİKA GELİŞTİR VE TUTARLI BİR ŞEKİLDE UYGULA: Soğuk savaş bittiğinden beri Amerika 8 yıldır Türkiye’ye karşı değişken bir politika izlemektedir. Neredeyse Dışişleri Bakanlığı’nın Avrupa ilişkilerinden sorumlu her yeni yardımcısı yeni bir politika uyguluyor. Türkiye önceleri Sovyetlerin yıkılmasıyla stratejik önemini kaybetmiş olarak görüldü. O zamanlar Kuveyt krizi Türkiye’nin yeniden önemli stratejik bir servet olarak görülmesine neden oldu. İnsan hakları Clinton yönetiminin başlangıcından 1995’e kadar en önemli konu olarak gündemde kaldı. Dışişleri Bakan Yardımcısı Richard Holbrooke Türkiye’yi Avrasya’daki Amerikan menfaatlerinin merkezinde düşündüğü zaman, insan haklarının önemli olmasına rağmen, bunun Türkiye ile ABD ilişkilerine zarar verilmesine izin verilmeyeceğini vurguladı. Holbrooke’un 1996’da ayrılması ilişkilerde bir duraklama meydana getirdi, bu aynı zamanda Erbakan’ın sunmuş olduğu belirsizliklerden de kaynaklandı. Sadece Holbrooke’ın kısa süren görevinde Ankara, Washington’un küresel stratejilerinde kendisine ne derece önem verdiğine dair kesin bir kanaate sahipti. Holbrooke’un bu politikası aynı zamanda bir model teşkil ediyor ve ABD buna geri dönmeli. Son yıllarda Washington Türkiye’ye karşı tutarlı ve prensipli bir politikadan uzak hareket ediyor. Bu hususta, Erbakan dönemi belki Amerikalıların soğuk savaştan beri ihmal ettikleri Türkiye’yekarşı daha tutarlı bir politika izlemeleri konusunda yararlı olabilir.

Kaynak: haber365 / Behiç Kılıç

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: ERBAKAN ÖLDÜ   Paz Şub. 27, 2011 5:19 pm

Org. Koşaner'den başsağlığı mesajı
Genelkurmay Başkanı Org. Işık Koşaner eski Başbakan Necmettin Erbakan’ın ölümünün ardından başsağlığı mesajı yayınladı.


Hürriyet - 27 Şubat 2011

Org. Koşaner’in mesajı şöyle:
“Saadet Partisi Genel Başkanı ve eski başbakanlarımızdan Sayın Prof.Dr.Necmettin Erbakan'ın vefatını büyük bir üzüntüyle öğrenmiş bulunuyorum.

Değerli bilim ve siyaset adamı olarak ülkemize yaptığı büyük hizmetleri daima hatırlanacaktır.

Şahsım ve Türk Silahlı Kuvvetleri adına merhuma Tanrı'dan rahmet, kederli ailesine ve Ulusumuza başsağlığı dilerim.”
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: ERBAKAN ÖLDÜ   Paz Şub. 27, 2011 9:02 pm

ERBAKAN, BİZDENDİ, MİLLÎYDİ

Nihat GENÇ - 27 Şubat 2011


Necmettin Erbakan’ın vefatı hepimizi derinden üzmüştür, Milli Görüş camiasının ve milletimizin başı sağ olsun.

İlk gençlik yıllarında komikliğe vurup hatta dalga geçtiğimiz Erbakan’ın dünya siyasetindeki yerinin ne olduğunu anlayıp şahsından özür dilememiz için 28 Şubat sürecinden bugüne gelişmelere şahit olmalıymışız..

28 Şubat demek biraz da D 8, demek.. D 8, Milli Görüş’ün dış politikası demek, yani, Müslüman ülkelerin kendi aralarında yakınlaşması. Doğu Konferansı adıyla onlarca aydınla bir sivil örgüt kurup etrafımızdaki Müslüman ülkelerin siyasi ve sivil kuruluşlarını tek tek yüz yüze ayaklarına gidip tanımaya başladığımızda ilk dikkatimi çeken şuydu, nereye gitsek, bize Erbakan’ı ve D 8’i soruyorlardı..

28 Şubat’ın Çevik Bir’leri, sözde laiklik bahaneleri ileri sürüyorlardı ama asıl arkadaki tezgah, Müslüman ülkelerin batıya rağmen ve batıya karşı birbirleriyle yakınlaşmasının Erbakan’la bir fikir ve bir siyasi eylem’e dönüşmesi korkusuydu..

Erbakan devrilip partisi yerle bir edildikten sonra Amerika’nın ilk yaptığı da, bu topraklarda ‘Müslüman oyların’ gücünü görüp Türkiye’de ve şimdi görüyoruz ki Orta-Doğu’da bu Müslüman siyasi ve sivil yapılarla yeni ve ılımlı ama tamamen başka bir dünya inşa etmek.

Başardılar, Milli Görüş’ten koparttıkları tam anlamıyla Milli Görüş’ün karnını yarararak D 8’i başka şekilde hayata sokacak bir ‘Ilımlı İslam’ politikasını devreye soktular..

Fikir Erbakan’ındı, bu fikri torniston yani ters düz edip bu fikrin yerli ve anti-emparyalist yüzünü yok edip yepyeni kendi ifadeleriyle ileri demokrasi, özgürlükçü, ılımlı ve BOP Eş Başkanlığı gibi bambaşka bir ‘elbise’ diktiler.

Eş Başkanlığa soyunan kendi evlatlarına karşı Erbakan Hoca ne söylesin, kitlesini de üzmemek için tabii ki bir ‘nezaket’ dili kullanıyordu, ancak, birebir görüştüğünüzde, Erbakan Hoca Tayyip Erdoğan ve şürekası için akıl almaz ‘siyonist işbirliği’ gibi laflar söylüyordu.

Bundan üç dört ay kadar önce Erbakan hocayla görüştüğümüzde, militan mücahid dava adamı öğretmenliğinden hiç yorulmayan bir inadla bizlere tek tek tarihler vererek olayları işaret ederek işaretlediği kitapların sayfalarını açarak, batının, Amerika’nın ve Siyonistlerin AKP’yi içerden kuşattığını ve Müslüman alemin başına çorap örmeye başladıklarını anlatıyordu..

Yani, yerli, milli, antiemperyalist Erbakan Hoca’nın ‘milli görüş’ü gitmiş yerine batıyla her türlü işbirliğine girmiş ve millilikten yerlilikten ve antiemperyalist lafından iğrenerek konuşan bambaşka bir siyasi yapılanma gelmişti.

28 Şubat sürecinde hocanın başında Amerikan darbesi kırılırken kendisine gidip, hocam, İslamcı, solcu, ocu bucu fark etmiyor, milli ve anti emperyalist ne varsa parçalıyorlar deyip bir nevi özür beyanında konuşmuştum..

Şimdi bir özür daha dilemeliyim, çünkü, Tayyip ve şürekası ilk sahne aldığında bizlere hiç birimizin ağza almaya cesaret edemeyeceği uluslar arası bir tezgahtan bahsediyordu, bizler ‘hoca biraz abartıyor, ileri gidiyor’ intibaı bırakıyordu, işte son günlerdeki siyasi olaylar, hocayı doğruladı ve çok abartılı konuşuyor diye arkadaş arasında eleştirdiğimiz Necmettin Erbakan yine haklı çıkmıştı, seyredin işte ‘milli’ olan şey İslam dünyasında nasıl ‘ılımlı’ bir işbirliğine dönüştürüldü..

Hoca’dan sonra ‘milli görüş’ ne olur bilmem, ama Milli Görüş’ün başına ne geldiyse, milli ve anti emperyalist siyaseti yüzünden geldi, bugün, tüm İslam dünyasında ‘milli ve anti-emperyalist’ bir fikir bulmak imkansız kadar zor..

Bu zorluk artık sadece yıpratılmış dağıtılmaya yüz tutmuş birkaç yüzbin Milli Görüşçü’nün derdi değil..

Sağcı solcu ilerici gerici adı ne olursa olsun artık bu topraklarda en imkansız siyaset, yerli, milli ve anti emperyalist bir siyaset, üstelik, yerli milli ve anti emperyalist bir siyaseti bu topraklardan kazımakla yok etmekle görevli olanlar, Tayyip Erdoğan ve şürekası, iş başındayken.. Bush’la at pazarlığı yapanların şimdi kendini Fatih’in evladı gibi görmüş ve hep Fatih’in evladı gibi konuşmuş bir liderin cenazesine hangi yüzle katılacak, bilmiyorum..

Milli Görüş’teki arkadaşlarım, hepinizin değil HEPİMİZİN başı sağ olsun.. Ve siz biz hepimiz acıyla kahrolarak yaşayarak tecrübe ettik ki 12 Eylül, 28 Şubat ve bugünlerin Ergenekon tutuklamaları, hepsi aynı el’in tezgahı, bir gün sizin bir gün bizim başımıza iniyor..

Gerçek bir güzelliğimiz var, toprağımız ve bağımsızlığı, yakın tarihin işkence hanelerinde acı çeken ağlayan kahrolan herkes artık uyansın, her birimiz her birimizin her yaprağına titremeliyiz.

Odatv.com
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
GÖLGE

avatar

Mesaj Sayısı : 1231
Reputation : 36
Kayıt tarihi : 16/05/09

MesajKonu: Geri: ERBAKAN ÖLDÜ   Paz Şub. 27, 2011 11:47 pm




[img]http://anadoluhaberim.com/upload/resimler/haber/110227-erbakanbiyografi.widec.jpg[/img]

[size=24]
85 yıllık yaşamından kesitler
[/size]

85 yaşında hayata gözlerini yuman eski başbakanlardan ve Saadet Partisi lideri Erbakan eğitim hayatındaki başarısını siyasete taşımıştı.



İSTANBUL - Necmettin Erbakan, 29 Ekim 1926'da Sinop Kadı Vekili Mehmet Sabri ile Kamer Hanım'ın oğlu olarak dünyaya geldi.

İlk öğrenimine Kayseri'de başlamasına karşın babasının tayin olması dolayısıyla Trabzon'da tamamladı. İstanbul Erkek Lisesini birincilikle bitirdi . Üniversiteye sınavsız girişi hak kazanmıştı ancak sınava girmeyi tercih etti ve birinci sınıftan değil ikinci sınıftan öğrenime başladı.

İstanbul Teknik Üniversitesi Makine Fakültesi'nden 1948 yılında mezun oldu. Teknik üniversitedeki sınıf arkadaşları arasında Süleyman Demirel ve Turgut Özal da vardı.
Fakülte'ye 2. sınıftan başlamıştı. Aynı yıl aynı yerde "Motorlar Kürsüsü"nde asistan oldu.

Üniversite tarafından 1951'de gönderildiği Almanya'da Reinisch Westfalische Technische Hochschule Aachen: RWTH Aachen (Aachen Teknik Üniversitesi)'da doktorasını yaptı.

ALMANYA'DA DOKTORASINI VERDİ
Alman Ordusu için araştırma yapan DVL Araştırma Merkezi'nde Prof. Dr. Schmidt ile çalışmalar yaptı ve Alman Üniversiteleri’nde doktorasını verdi, 1953'de Doçentlik sınavını vermek üzere İstanbul'a döndü. 27 yaşında 1954'de İTÜ'de Doçent oldu.

Araştırmalar yapmak üzere tekrar Federal Almanya'nın Deutz fabrikalarına gitti. Leopard tanklarını geliştirme çalışmasında araştırma başmühendisi olarak görev aldı (1951-54).

Mayıs 1954-55 arasında askerlik yaptı. Tekrar Üniversiteye döndü.

'DEVRİM OTOMOBİLİ'
Ve bugün Pancar Motor adı altında çalışan fabrikanın temelini 1 Temmuz 1956'da attı. Gümüş Motor fabrikasında seri imalat 1 Mart 1960 tarihinde başlamıştır. 1960 yılında Ankara'da yapılan Sanayi Kongresi'nde Gümüş Motor'un yaptığı imalatları sunan Erbakan "Yeni hedef otomobillerin Türkiye'de yapılmasıdır" fikrini ortaya atmış, o zaman yönetimde olan askerler tarafından revac bulan bu fikir üzerine Eskişehir Demiryolları CER atölyesinde "Devrim Otomobili" adıyla ilk yerli otomobil Erbakan tarafından imal edilmiştir. Askeri yönetim Gümüş Motor fabrikasını gezmiş, büyük ilgi ve heyecan duymuşlar, bunun üzerine 200'e yakın General ve üst rütbeli subaya Erbakan tarafından bir Sanayi Konferansı verilmiştir.

1965'te Profesör unvanlarını aldı. 1967'de TOBB Genel Sekreterliği'ne seçildi. Aynı yıl Nermin Erbakan'la evlendi.

ADAYLIĞINA DEMİREL KARŞI ÇIKTI
1969'da Adalet Partisi'nden milletvekili aday adaylığı Süleyman Demirel tarafından veto edildiği için, Konya'dan bağımsız aday oldu ve iki milletvekili seçtirecek oy alarak milletvekili seçildi.

1970'de Milli Nizam Partisi'ni kurdu, ancak parti kısa bir süre sonra Anayasa Mahkemesi tarafından kapatıldı. 11 Ekim 1973'de MNP kadrosuyla Milli Selamet Partisi'ni kurdu.

1974-1978 döneminde üç ayrı kaolisyon hükümetinde başbakan yardımcılığı yaptı. 1973 seçimlerinde Milli Selamet Partisi 48 milletvekili çıkardı. Bu dönemde, Kıbrıs Harekâtı'nın yapılmasını savundu, harekattan sonra adanın tamamının ele geçirilmesini savundu. Fakat Ecevit bu görüşte değildi. 17 Kasım 1974'de hükümet dağıldı. Daha sonra 1977 seçimlerinde Milli Selamet Partisi yarı yarıya oy kaybederek 24 milletvekili çıkardı.

OLAYLI KONYA MİTİNGİ
6 Eylül 1980'de partisi Konya 'da Kudüs Mitingi düzenledi. Sonraları 12 Eylül'ü yapan generallar bu mitingin 12 Eylül Askeri müdahalesinin sebeplerinden birisi olduğunu söylemişlerdir.

12 Eylül'de bir süre İzmir Uzunada'da gözaltında tutuldu. 15 Ekim 1980'de 21 MSP yöneticisiyle birlikte "MSP'yi illegal bir cemiyete dönüştürmek ve laikliğe aykırı davranmak" suçlamasıyla tutuklandı. 24 Temmuz 1981'de serbest bırakıldı ve beraat etti.

1982 Anayasası gereğince 10 yıl siyaset yapma yasağı aldı. 1987'de halk oylamasıyla tekrar siyasete döndü. 19 Temmuz 1983'te kurulan Refah Partisi'ne daha sonra genel başkan seçildi. 1991 seçimlerinde Konya'dan milletvekili oldu.

BAŞBAKANLIĞI
Refah Partisi 1995 seçimlerinde 158 milletvekili ile birinci parti oldu. DYP-ANAP koalisyonu başarısız olunca DYP ile kurduğu REFAHYOL hükümetinde 28 Haziran 1996'da başbakan olarak göreve başladı.

Koalisyon hükümeti Başbakanı olarak görevde olduğu 1996-1997 arası bir yıllık dönemde Türkiye ekonomisi yüzde 7.5 oranında büyümüş ve Türkiye'nin GSMH'si Dünya toplamının binde 11.96'sınden binde 12.37'sine yükselmiştir.

Yaptığı çeşitli reformlar arasında, kamu kuruluşları arasında havuz sisteminin kurulması ve gelişmekte olan halkın çoğunluğu Müslüman ülkelerden 8 tanesini biraya getiren D8 oluşumu gösterilebilir.

İSTİFA ETTİ
Laiklik ve ******çülük tartışmaları sonucunda, post-modern bir darbe ile Erbakan istifa etmek zorunda bırakılmıştır.

21 Mayıs 1997'de Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Vural Savaş, RP'nin kapatılması için Anayasa Mahkemesi'ne başvurdu ve RP kapatıldı. Kurucusu olduğu Milli Görüş Hareketi'nin 2001 yılında bölünmesinden sonra Erbakan'ın da desteklediği Milli Görüşçü kanat Recai Kutan başkanlığındaki Saadet Partisi'ni kurdu.

Daha sonra partinin genel başkanlığı yürüttüyse de siyasi yasağı nedeniyle görevi bıraktı ve cezası kalkınca da sağlık problemleri nedeniyle göreve dönemedi.

Hakkında açılan kayıp trilyon davasından sonra ev hapsi cezası aldı, fakat Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından ceza sağlık sorunları nedeniyle affedildi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Erhan Eren



Mesaj Sayısı : 76
Reputation : 0
Kayıt tarihi : 17/05/09

MesajKonu: Geri: ERBAKAN ÖLDÜ   Ptsi Şub. 28, 2011 5:46 am

Erbakan Hoca dinsiz(laik) ve dinci taşeronlar arasında cereyan eden kayıkçı kavgasına taraf olmadığı ve onların ağababalarını(esas hasım) hedef aldığı için Ergenekoncu vs ithamına maruz kalmıştı..Her ne olursa olsun biz Hoca'nın antiemperyalistliğine ve mücahitliğine şahidiz Allah rahmet eylesin mekanı cennet olsun..
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: ERBAKAN ÖLDÜ   Ptsi Şub. 28, 2011 8:44 am

[quote:e5db="Erhan Eren"]Erbakan Hoca dinsiz(laik) ve dinci taşeronlar arasında cereyan eden kayıkçı kavgasına taraf olmadığı ve onların ağababalarını(esas hasım) hedef aldığı için Ergenekoncu vs ithamına maruz kalmıştı..Her ne olursa olsun biz Hoca'nın antiemperyalistliğine ve mücahitliğine şahidiz Allah rahmet eylesin mekanı cennet olsun..
[/quote]

dinsiz ve dinci taşeronlar yerine, sahte kutuplaşmanın laik kemalist tarafında gözüken vatan satıcı işbirlikçilerle, sahte kutuplaşmanın islamcı kesiminde gözüken vatan satıcı işbirlikçiler desek?

Erbakan, yanlışları bir yana, emperyalizmle işbirlikçiliği reddeden tavrı ile Allahyolunu Kesen Parti'den ayrı tutmak gerekir. Ve nitekim, Numan'ın ayrılışındaki temel saik de bu Batı'ya emperyalizme karşı bakış temel olmuştu. Hatırlayın, Numan'ı başta Fetullahçılar olmak üzere ahmak ve salak takımının nasıl parlatmaya çalıştığını.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: ERBAKAN ÖLDÜ   Ptsi Şub. 28, 2011 10:51 am

Biraz önce TV'de Fatih Erbakan taziyelere teşekkkürlerini bildirdi. Soğukkanlı ve gayet olgun duruşu dikkaat çekti. Özellikle, TSK'nın başsağlı mesajı ve 28 Şubat sürecini değerlenmdirmesini isteyen münasebetsiz suale karşı, "Bunların yeri burası değil!" demesi takdire şayan.

Daha önceki süreçte, Numan ayrılırken gösterdiği tavır da dikkatlerden kaçmamıştı.

O süreçte bir gazetede yayınlanan röprotajında, kendi geçmişini, ergenliğindeki zırzop hallerini kendinin de beğenmediğini ifade edişi ayrı bir kalite işareti.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: ERBAKAN ÖLDÜ   Ptsi Şub. 28, 2011 11:25 am

Albay Dursun Çiçek, Erbakana başsağlığı ve rahmet dileyerek başladığı konuşmasında, "Bu ülkenin polisine, askerine sahip çıkıp, bazı davalarda savcılığa soyunmadığı için, onurlu ve şerefli politikalarının herkese örnek olmasını diliyorum!" diyerek başladı Silivri'deki mahkeme salonunda bu gün yaptığı müdafaasına...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: ERBAKAN ÖLDÜ   Ptsi Şub. 28, 2011 4:51 pm

İSLAMCI SİYASETİN KEMİKLERİ NE ZAMAN AYRILDI?


1969 seçimlerinde bağımsız milletvekili olarak meclise giren Necmettin Erbakan 1970 yılında Milli Nizam Partisi ile başlattığı hareketi Milli Selamet Partisi ile sürdürdü.

28.02.2011 11:17

--------------------------------------------------------------------------------

Bundan çok yıllar önce, 70 li yıllarda arkadaşlarla bir köy gezisine gitmiştik. Köyün ileri gelenlerinden birinin evinde kahvaltı yaparken, duvarda asılı duran kocaman bir anahtar dikkatimi çekti. O zaman, siyaset arenasında Erbakan’ın Milli Selamet Partisi vardı. Anahtar da partinin amblemiydi. Ben salağa yatıp evin sahibine “Hayırdır Hacı, bu cesamette bir anahtar hangi kapıyı açıyor?” diye sordum. Ev sahibi tereddütsüz yanıt verdi: “Cennetin kapısını”. Bütün arkadaşlar kahkahaya boğuldu. Yalnız ben adamın içtenliği karşısında ürpermiştim. Selametçilerin siyasi simgesi olan anahtar, muhteremin zihninde kuran-ı kerim gibi kutsal bir nesneyi ifade ediyordu. Anahtarın kerametine olan sonsuz inancı gözlerinden okunuyordu. Cehalet ülkem insanında böylesi afaki şartlanmalar yaratmıştı. Cumhuriyet Türkiye’sinde yanlış giden bir şeyler vardı. Görebildiğim kadarıyla ev sahibi orta yaşlı adam gözü gönlü tok bir insandı. Çiftçiydi. Tek vizyonu, mevsiminde kaldırabileceği mahsulüydü. Sofrasında cömertti. İbadetini gizli yapıyordu. Ve Allahtan çok korkuyordu. O zamanın söylemiyle o bir Selametçiydi. Ama hatasıyla, sevabıyla bizim insanımızdı. Hangi düşünceden olursanız olun elinizi omzuna koyabilir, insan sohbetleri yapabilirdiniz.

1969 seçimlerinde bağımsız milletvekili olarak meclise giren Necmettin Erbakan 1970 yılında Milli Nizam Partisi ile başlattığı hareketi Milli Selamet Partisi ile sürdürdü. Bu siyasi hareket, biraz Cumhuriyet dönemi öncesi Cumhuriyet karşıtlarının, biraz da Cumhuriyetin ilk yıllarındaki radikal dinci unsurların mirasçısı görünümünü veriyordu. Oy oranı düşüktü. Ama kendisine gönülden bağlı, uhrevi eğilimleri ağır basan bir kitlesi vardı. Siyasetinin temel dayanağı Milli Görüş adını verdiği, ancak milli (Ulusal) olmaktan ziyade ümmetçi argümanları ağır basan, kendine özgü bir Müslüman paradigmasıydı. Gerici 12 Mart ve 12 Eylül darbelerinin oluşturduğu dejenerasyon ile fikir temelini yitirmeyen ve gittikçe büyüyen Milli Görüş hareketi merkez sağ ve sol partilerin toplumsal gerçeklerden uzak ve dışa bağımlı siyaseti sonucunda, 1997 yılında Refah Partisi adıyla koalisyon olarak iktidara taşındı.

Erbakan iktidarı, üçüncü dünya ülkelerini vahşi yaşamın klasik avı olarak gören küresel emperyalizm için biraz kemikli bir görüntü vermekteydi. Başbakan Necmettin Erbakan Türkiye’nin dünya siyasetinde Müslüman ülkelere öncelik veriyor, Mısır’ı, Libya’yı, Nijerya’yı ziyaret ediyor, uluslar arası politikada İslam Birliği kurma düşüncesini gizlemiyordu. Bu amaçla, aynı zamanda İslam Konferansı Örgütü üyesi de olan Türkiye, İran, Pakistan, Bangladeş, Malezya, Endonezya, Mısır ve Nijerya ile birlikte D-8 (Developing Eight) isimli organizasyonun kurulmasına öncülük etti. Süreç emperyalizm adına rahatsızlık yaratmıştı. ABD Milli Görüş’ün kemiklerini ayıklayıp BOP tavasında kuzu külbastı yapmak için derin devletin unsurlarına baskı yapıyordu. Türkiye, 28 şubat 1997 yılında, sonrasında “Postmodern darbe” olarak adlandırılacak MGK kararlarıyla karşı karşıya kaldı. Herkesin laik duyarlılıkların öncelendiğini düşündüğü bu kararlar aslında ABD’nin ılımlı İslam projesinin de startı olmuştu. Erbakan iktidarı bıraktıktan 5 yıl sonra ABD ile uyumlu, liberal destekli İslamcı bir iktidar oluştu. Artık Türkiye’deki İslamcı siyasetin kemikleri ayıklanmıştı. Erbakan’ın 33 yıl önce diktiği Milli Görüş gömleği atılmış, Amerikan bezinden urbalar üretilmişti. Artık Milli Görüş’e, akıncı örgütlenmelere gerek yoktu. Türkiye’nin mütedeyyin insanları global organizasyonlar temelinde büyük bir dönüşüm yaşamaktaydı. Türk toplumu küresel emperyalizm ile uyumlu yeni bir İslama evriliyordu. Öte yanda, İslam adaletine ve onun toplumcu sistematiğine inanan, kapitalizme soğuk ve mesafeli duran Mehmet Bekaroğlu, Numan Kurtulmuş, İhsan Eliaçık gibi düşünür ve siyasetçilerin yeterli kitle desteği yoktu. Oluşan yeni İslamın harcı dolar ve avroydu. Yeni İslam Yahudilik ve Evanjelizm ile iyi anlaşıyordu. İktidar partisi İsrail ile dostluk örgütleri kuruyor, Orta Doğu’nun yakın zamandaki en büyük talihsizliği olan BOP için ABD ile eşbaşkanlık oluşturuyordu. Milli Görüş’e her zaman mesafeli durmuş ve merkez sağ partileri desteklemiş bazı tarikatlar gerek yurt içinde, gerekse yurt dışında ve hatta okyanus ötesinde mevcut yeni İslamcı iktidara sonuna kadar destek veriyordu.

İşte memleket bu ahval içerisindeyken Milli Görüş lideri Necmettin Erbakan’ın yaşlı ve yorgun yüreği 27 şubat 2011 tarihinde duruverdi. Hatası ve sevabıyla bir İslamcı lider Türk siyaset tarihinde yerini aldı. Türkiye’deki antiemperyalist İslam liderini yitirdi. Hocanın hala söyleyeceği sözü, sürdüreceği bir davası vardı. Yaşlı bedeni, ölümüne dek ilk günkü heyecanını ve dinamizmini korudu. Bununla birlikte, ben Erbakan’ın siyasi kişiliğine Nihat Genç kadar olumlu yaklaşamıyorum. Sonuçta emperyalizm ile uyumlu bu yeni İslami hareketin eski hocası Erbakan, kökü de Erbakan’ın kurduğu Refah Partisidir. Uygar, bağımsız, toplumsal adaleti ve eşit paylaşımı hedefleyen Türkiye için Milli Görüş gömleğinin de, Amerikan bezinin de sırtımızda yeri olmamalıdır. Öte yanda, yaşadığımız şu dönemde, Türkiye’nin dindar insanı, Amerikan bezinin gerçek İslam için aslında urba değil ancak kefen bezi olabileceğini anlamak zorunda.

Hasan Vasfi Altay

Odatv.com


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: ERBAKAN ÖLDÜ   Ptsi Şub. 28, 2011 4:53 pm

ALİ BULAÇ KİMİ DEŞİFRE ETTİ?

28.02.2011 11:17

--------------------------------------------------------------------------------

Hiç girizgahı uzatmayıp, Ali Bulaç'ın Zaman'daki bugünkü yazısından konuya doğrudan girelim:

"28 Şubat sürecini çok iyi yaşamış, yakından takip etmiş biriyim. O günlerde Erbakan Hoca bizi Ankara'ya davet etmişti. Süreç hakkında bilgilendirdi. Bugün hayli yüksek makamda bulunan bir zat, gece saat 2'de beni kenara çekti ve "Erbakan Hoca'yı ikna edin. Yine inadı tuttu, bildiğini okuyor. Çok tehlikeli bir süreç bu, hepimize felaket getirecek" dedi. Bu zatın istediği, Erbakan Hoca'nın MGK toplantısında alınacak kararlara direnmemesi, askerlerle diyalog içinde olması ve hatta ne istiyorlarsa yerine getirmesiydi. Ben toplantıda bu zatın taleplerini dile getirdim, Erbakan Hoca, MGK'nın hazırladığı paketin asla kabul edilmeyeceğini, ancak fazla gürültü-patırtı çıkarmadan, Türkiye'yi tehlikelerin içine atmadan bu badireyi atlatmaya çalışacağını söyledi."


Paragraftaki "bugün hayli yüksek makamda bulunan zat" betimlemesine dikkat ettiniz mi?

Erbakan'ın 28 Şubatçılara teslim olmasını isteyen bu kişi kim olabilir?

İsterseniz biz açıklayalım...

Akla tek isim geliyor....

O dönemde Erbakan'ın sağ kolu gibi olan, günümüzün Cumhurbaşkanı Gül....

Yazıdaki "bugün hayli yüksek makamda bulunan zat"ın yaklaşımları da o günleri yakından takip edenlerin şahit olduğu gibi Gül'e tıpatıp uyuyor....

Ali Bulaç, sadece "deşifre" etti...

Bakalım "yalanlama" gelecek mi?

28 Şubat AKP'yi yarattı tartışmalarına ise şimdilik girmeyelim....

Bu memleket komplo teorilerine fazlasıyla açık !!!

Odatv.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: ERBAKAN ÖLDÜ   Ptsi Şub. 28, 2011 4:56 pm

NİYE TBMM DEĞİL DE FATİH CAMİİİ?




Siz de diğerleri gibi İngilizce konuşabilirsiniz. Nasıl mı ? Tıklayın !

Erbakan'ın vasiyetindeki sır

28.02.2011 10:48

Karakter boyutu :

--------------------------------------------------------------------------------

Çok sivri bir konu, rahatsız olabileceklerden baştan özür dileriz...

Konumuz, Erbakan'ın üzücü ölümü...

Ve ilginç vasiyeti:

Erbakan resmi tören ve şaşalı bir cenaze töreni istemedi.. Yani Ankara’da Meclis'te tören istemedi. Direkt İstanbul Fatih Camii'nde cenaze namazı ardından defin istedi...
İki soru var:

Birincisi; Meclis töreni niye istemedi?

İlk akla gelen yanıt, 28 Şubat sürecinde Başbakanlıktan uzaklaştırılması sürecinde Meclis'in oynadığı rol... Yani Meclise küs olması....

Olabilir mi?

Sanmayız...

Öyle olsa, tekrar Meclise girmek için 85'inde partisinin başına yeniden geçmezdi....

Demek ki, birinci sorunun yanıtı için, ikinci bir soruya ihtiyaç var...


İkinci soru şu:

Niye Meclis töreni değil de sadece ama sadece Fatih camisindeki namazın ardından defin?


Sorunun iki yanıtı var. Biri çok ama çok özel...
Erbakan rahmetli eşi Nermin Erbakan ile dini nikahını Fatih Camisinde kıydırdı... Dini nikahlarını kıyan İskenderpaşa camii imamı Mehmet Zahit Kotku'ydu... (Zaten ilk kurduğu parti olan Milli Nizam da, Kotku'nun başı çektiği Nakşilerin desteğiyle kurulmuştu)

Oğluna "Fatih" adını verdi....

Eşi vefat edince, mevlidini Fatih Camiinde okuttu....

Yani özel hayatında Fatih Camisinin anlamı büyük... Yıllardır İstanbul'un fethini İstanbul'da stadyum törenleriyle kutlatmayı hiç aksatmayan Erbakan, yaşamı boyunca Hristiyan kenti istanbul'u fetheden Fatih'e hep önem verdi. Bu yüzden nikahını da, mevlidini de Fatih camisinde yaptı. Oğluna da Fatih adını verdi....

Şimdi vasiyetinde de Fatih Camiiini istedi...

Fatih sevgisi bir yana belki de hellalliği Nermin Hanım'la böyle bir "yeniden buluşma" planladı....

Şimdi "asıl soru"ya dönelim...

Fatih camisi tamam da, neden öncesinde Meclis töreni yok?

Öyle ya, siyasetçisin, milletvekilisin, Başbakansın, yani hayatın Meclis'te geçmiş... Niye öldüğünde Meclise sırt çeviriyorsun?

Yanıt basit.. Erbakan için TBMM'nin sadece "dünyevi değeri" vardı.... Aslolan "milli irade" değil, "ilahi irade"ydi...

İşte Erbakan bu dünyaya veda ederken, bu mesajı verdi....

Şöyle diyelim... Birileri gibi "ikili" oynamadı... Her zaman "ilahi irade"yi "milli irade"nin üstünde tuttu... Yani inancı "göstermelik" değildi.

Türkiye'nin "siyasal İslam’ının babası" aslında herkese malum olan "gerçek rengi"ni giderayak tamamen açığa vurdu...

Beğenirsiniz beğenmezsiniz, gidişi Erbakan'a yakıştı!
Odatv.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: ERBAKAN ÖLDÜ   Salı Mart 01, 2011 12:23 pm

Şu anda, Habertürk'te canşı yayında Erbakan'ın cenazesini canlı yayında takip ediyorum.

Hemen naaşın konduğu vasıtanın arakasında, İbda selamı veren bir el, kalabalığın arasından apaçık gözüküyor.

BU arada, cenaze namazı akabinde fatih Erbakan yaptığı konuşma ile hakkında dün ifade ettiğimzi müsbet hislerimizi daha da kuvvetlendirdi. Hitabeti düzgün. Konuşması gayet net ve kararında.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: ERBAKAN ÖLDÜ   Salı Mart 01, 2011 12:31 pm

Cenaze namazında Mahmud Efendi ve Cübbeli Ahmet Hoca da bulundular...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: ERBAKAN ÖLDÜ   Salı Mart 01, 2011 1:04 pm

Mahmud Hocaefendi'den Erbakan İçin Tâziye İlâmı

28 Şubat 2011

"Her canlı ölümü tadacaktır" buyuran Allâh-u Te‛âlâ'ya sonsuz hamd-ü senâlardan, "Başınıza bir musîbet gelince benim vefâtımın musîbetini hatırlayın,zira musîbetlerin en büyüğü odur" buyuran Rasûlüllâh(Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) Efendimize ve başlarına bir musîbet geldiğinde: "Şüphesiz biz Allâh'ın mülküyüz ve ancak O'na dönücüleriz" diyerek istircâda bulunan âl-i eshâbına sınırsız salât-ü selamlardan sonra!

Çok sevip değer verdiğim, ulemâya ve meşâyıha son derece tâzimde bulunduğunu müşâhede ettiğim, Ehl-i Sünnet îtikadı ve fıkhı üzere istikamet içerisinde hassâten Nakşî tarîkatine bağlı kalma şerefiyle ömür sürmayesini rızâ-i Bârî ve tahsîl-i me'âlî uğrunda vakfettiğine şâhitlik ettiğim, İslam âlemine, özellikle vatanına milletine fedâkarâne gayretler içerisinde son anlarına kadar hizmet ettiğinden şüphe etmediğim merhûm ve mağfûr el-muhtacilâ rahmeti Rabbihi'l-Ğafûr Necmeddin Erbakan kardeşimin vefat haberi bizleri derin bir teessüre sevk etmiş bulunmaktadır.

Allâh-u Zü'l-Celâl ve'l-Kemâl dînimize ve vatanımıza yaptığı bu gayretli ve ihlaslı hizmetlerine mukabil kendisine kabrinde yevmen fe yevmen müzdâd olacak istirahatler,mahşere sevkinde bütün korkularını izâle edecek bişâretler ve akîbetinde cennât-i 'âliyatta yüksek dereceler ihsân eylesin. Geride bıraktığı keder dîde âilesine, ahbâbına ve etbâ'ına sabr-ı cemîl, ecr-i cezîl ve âmâl-i sâlihât içerisinde tûl-u ömürler ikrâm eylesin.

Onun ardından fitnelere düşmekten, Ehl-i Sünnet akîdesine zerre kadar da olsa muhâlefetten ve sırât-ı müstakîmden inhiraf etmekten bütün ümmeti ve bâ husus dâvâsını tâkip edenleri muhâfaza eylesin. Âmîn!

Mahmud Ustaosmanoğlu
İsmailağa Câmii Emekli İmam Hatîbi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: ERBAKAN ÖLDÜ   Salı Mart 01, 2011 3:38 pm

Cenazeye katılan bir diğer isim ise 1. orfu Komutanı Orgeneral Hayri Kıvrıkoğlu.

Kıvrıkoğlu, Fatih Camii'indeki cenazeye, yanındaki bir çok rütbeli subayla beraber iştirak ederken alkışlarla karşılandı...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
vertes
AKINCI MOD
AKINCI MOD
avatar

Mesaj Sayısı : 323
Reputation : 14
Kayıt tarihi : 14/06/09

MesajKonu: Geri: ERBAKAN ÖLDÜ   Salı Mart 01, 2011 11:10 pm

allah rahmet eylesin.. ölüleRİNİZİ rahmetle yad ediniz hadisine binaen hatası-yanlışı bir yana sonuçta mescidin evladıydı kilise veya havranın değil..

yukarda ve bir sürü lüzumlu lüzumsuz sitede cuntacıların -darbeci çetelerin elemanları başsağlığı dilekleri aman efendim camiye koşmaları safta yer alma çabaları hiçde inandırıcı değil hapishane korkusu neler ettiriyor ulusalcı kahramanlara. yok efendim camide kendilerine ayrılan yeri vatandaş doldurmuş yok efendim protoköl yerini siviller almışta yok efendim tekbir getirilmişte neler neler..
heryerde özel muameleye alışmış beyzadeler allahın evinde özel yer bekliyorlar

silivri olmadan önce türkiye laiktir laik kalacak diye 28 şubat 1000 yıl sürecek diye aslan olan cenah silivri icat olduğundan beri sus pus olsa da bu pilav çok su kaldıracak imralıya görev başında ki 2 numara diğerleride yassıadaya atılarak bedel ödettirilmeden asla ve kata hesap kapanmaz vesselam ..
şu seçim bir bitsin ya akp vazifesini yapar sivil çeteleri ( askeriye içinde ki çetelerle beraber mhp -chp içinde ki çete işbirlikçilerini islam düşmanları ) bertaraf eder veyahut kendisinin tasfiye sürecini başlatır.. gerçi tasfiyeden sonra kendisi de tasfiye edilecek ya neyse ...
erbakan hocaya rahmet sevenlerine sabri cemil temenni etmekten başka elimizden bir şey gelmez..
inne lillahi inne ileyhi raciun ( allahtan geldik yine allaha döneceğiz )
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: ERBAKAN ÖLDÜ   Çarş. Mart 02, 2011 12:59 pm

Ya Vertes sana hayranım.

Hadiseleri tersten almakta üzerine yok.

Adamlar ianandırıcı olmak derdinde değil, belli bir politk duruşu takdir ediyorlar. O kadar ki işte sarıklıların olduğu, tarikatların olduğu bir cenazeye iştirak ediyorlar.

Adamın biri ordan kendini yırtsın dursun, leş de olsa dişlerindeki güzelliği görmeniz gerek diye dert anlatmaya çalışsın... Ne diyeyim ki?

Vay efendin boş boş iktibaslarmış...

Hem de Ergenekonmuş...

Ya sen İbdacıyım diyorsun, o zaman başkasının kulandığı, ortaya attığı siyasi dili niye kullanıyorsun? Ergenekon nedir, ne değildir? Kim tarif etmiştir? Neye göre tarif etmiştir? Bu tarifteki sebepler nelerdir? Ergenekon tarifini yapanlara göre biz de Ergenekon'uz ya. Sen istediğin kadar değilim de, bu böyle. Bu işte bir terslik olduğunu anlamamak için ne gerekiyorsa yapıyorsun ya, işte buna hayranım... Ve hâlâ düşmanın kurduğu dille konuşuyorsun ya, fevkalade...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: ERBAKAN ÖLDÜ   Çarş. Mart 02, 2011 1:05 pm

Ölçü: Yanlıştan dönenlere altından köprüler inşa edin...

Şimdi kalbleri açıp bakarak samimiyet ölçme uzmanları olanlar, politik bir çizgi üzerinde Mahmud Efendi ile aynı hatta düşmüş, "doğru" bir tavır ortaya koymuş insanların samimiyetini sorguluyor. Onlar ne yapsalar yanlış, AKP'nin yaptıkları ise işimize yarar diye bir peşin kabul... İşin kötü tarafı da zaten burda, karşı taraf AKP'ye karşı bir hamle yapacak olsa, İslam'a karşıymışlar gibi takdim edilecek ki, felaket. Aksiyon adamı ise bu tavrın hakikatini iş içinde gösterendir. Böyle, kötüden iyiye gelmeye doğru atılmış bir adım karşılığı, 10 adımla cevap verendir. O mantıkla, Ergenekoncuların babası Türkeş'le Üstad'ın işi neydi?

Evet Vertes, ne diyorsun?

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: ERBAKAN ÖLDÜ   Çarş. Mart 02, 2011 4:49 pm

ERBAKAN BİZE NE DEMİŞTİ?




Siz de diğerleri gibi İngilizce konuşabilirsiniz. Nasıl mı ? Tıklayın !

Eski bir Milli Gazete yazarı yazdı…

02.03.2011 10:49

Karakter boyutu :

--------------------------------------------------------------------------------

Daha önce Milli Gazete’de yazan şimdiki Yeniçağ yazarı Afet Ilgaz -“28 Şubat, 28 Şubat deyip duruyorsunuz...” başlıklı yazısında Erbakan’la ilgili şu anılarına yer verdi:
AKP iktidara yeni gelmişti. Çok da yeni değildi ama ne kadar süre geçmişti aradan, hatırlamıyorum. Ben de Milli Gazete’de yeniydim.
Erbakan Hoca o yıllarda yemekli basın toplantıları veya toplantılar yapardı. Gene bunlardan birindeydik. 28 Şubat süreci, hiç vakit geçirmeden, ordu aleyhine yorumlanmaya başlamıştı. Ben böyle yapamıyordum. Bu yemeklerden birinde, belki ilk yemekte:
“Milli Gazetedekiler dışında” basın toplantısının bittiğini söyledi. Hiç unutmuyorum, ayağa kalktı ve lafa şöyle başladı:
“28 Şubat, 28 Şubat deyip duruyorsunuz...”
Sonra da, neden böyle söylememek gerektiğini açıkladı. Hatta subaylarımızın nasıl eğitildiğini, yetiştirildiğini anlattı. Onlara anlayışlı davranılmalıydı. Bu sırada kullandığı bir kelimeyi de hiç unutmuyorum. “Şefkatle” davranılmalıydı.

***
Bu açıklamadan sonra her şeyin düzeldiğini zannederseniz yanılırsınız. Nasıl bir algıydı o ki, böyle uyarıldığı halde ve “28 Şubat” ın ne olduğu bilindiği halde, yorumlarda hiçbir düzelme olmadı.
28 Şubattan bir AKP doğmuştu ama doğan başka bir şey daha vardı: Orduya yüklenmek, askeri vesayet falan takıntıları, ısrarları hatta yanlış bilgilendirmeleri, hata yönlendirmeleri...
28 Şubat Türkiye’nin ilerlemesine vurulmuş bir darbeydi ve Erbakan Hoca bunu anlatırdı. Çünkü bu doğruydu ama ordumuz için de daima “şanlı” ordumuz derdi. Onun ölüm gününde bile bu yanlış algılamayı kullanıp gecikmeden “darbe” edebiyatı yapmaya başlayanlar, neden Çevik Bir Paşa’ya, özel olarak, “balans ayarı” nın ne demek olduğunu sormazlar? Üstelik bu çok kolay bir iştir. Çünkü O, Silivri’de değildir.

***
Başka bir anı:
Aynı yemekte miydi, bunu takip eden toplantıda mıydı, bilmiyorum, şunu sordu, Milli Gazete yazarlarına:
“Ne zamana kadar dur bakalım diyeceksiniz?”
Sezgileri bu kadar güçlü başka bir zat görmedim. Gerçekten de iktidarın kendisini toplamasını sabırla beklemekten yana olanlar vardı. Ayrıca, eski dostluklardan kopamayanlar. Ama muhalefet etmek için vakit git gide daralıyordu. Beni o gece eve getiren arkadaşla, çok hoşlanmıştık bu uyarıdan. Yol boyunca konuştuk. Gerçekten de çok güçlü bir muhalefet yapmaya başladık, ikimiz. Geri kalanlar... Hâlâ “dur bakalım” diyorlardı.
Bir tane daha anlatayım. Bu hatıraları yazmaya devam edeceğim. Çünkü bu değerli devlet adamının yanlış anlaşılmasını istemiyorum. Şunu da söyleyeyim ki o toplantıdan sonraki uyarının etkisiz kaldığına bakarak arkadaşlara sormaya başladım:
“Ben yanlış mı anladım, yanlış mı duydum, uyduruyor muyum, hoca böyle şey söyledi mi?”
“Söyledi” diyorlardı.
“Eeee?”
Yerim doldu ve anlatacağımı söylediğim hatıra başka bir yazıya kaldı. Belki Cuma günü yazarım.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
vertes
AKINCI MOD
AKINCI MOD
avatar

Mesaj Sayısı : 323
Reputation : 14
Kayıt tarihi : 14/06/09

MesajKonu: Geri: ERBAKAN ÖLDÜ   Çarş. Mart 02, 2011 9:22 pm

yanlıştan dönenlere altından köprüler inşa edin amenna amma yanlıştan dönenlere
ankara diktasını ittihat terakki geleneğinden gelen rejimin bekası için daha ötesi küresel yahudi ikonunun kanun dayatmasıyla yaşadığı sistemin ömrünü uzatmak için çingene açıkgözlüğü şark kurnazlığıyla işi geçiştirmeye çalışmaları kimseyi kandıramaz..

eskiden dinazor siyasetçiler ile anlı şanlı cuntacılar amerika -israil işbirliğiyle müslümanlara hakaret edip dayatmada bulunuyordu bugünde akp -şu bu hareketler israil -amerika ile bazı konularda ortak karara varıp laikleri -ulusalcıları -cuntacıları bertaraf ediyorlar ki asıl kavga ulusalcı -laik-cuntacı -menderes katillerinin işi bittikten sonradır diye düşünüyorum..
imdi laikler amerika -israil ile anlaşıp müslümanları ezeceğine müslümanlar şu bu ve haçlıların uç kolu dediğin benimde katıldığım akp anlaşıp şu ulusalcıları-laikleri -menderesin katillerini tasfiye ediyorlarsa bunun neresi kötü ?? anlamadım
ne yani ulusalcılar-cuntacılar-menderesin katillerimi bizi ezsinler ??

üstadın türkeşle işi neydi ?? diye sormuşsun

soruyu soran şahsın bu durumu benden daha iyi bildiğine inanıyorum.. bu durumu bildiğim halde acizane de olsa iki fukara cümlesi kurmaya yelteneyim ..

üstad açık ve net olarak ihtilal yapma görüşünü dündar taşer ve alparslan türkeşe teklif etmesine rağmen muhataplarının çeşitli saiklerle reddetmesiyle üstadın ihtilal yapma arzusu akamete uğramıştır. daha sonra ankarada türkeş vasıtasıyla meclisi kuşatma ve kendisinin bir konuşma yapma arzusunu belitir ki sonrasında ise toplanan örgütlü -örgütsüz topluluğu yönlendirerek ihtilal yapma isteğide türkeşin durumu fark edip meclis kuşatmasından çark etmesiyle akamete uğradığını sen benden daha iyi bilirsin.. üstadın türkeşle olan durumu kullanma ve olması gerekene giden yolda şartların mecburiyeti ve mevcutların içinde en elverişli şahıs olmasından dolayıdır yoksa türkeşi takip etmek olmayıp türkeş üzerinden ihtilale geçit aralama çabası diyebiliriz..

herşeyde olduğu gibi ihtilal ve devrimlerde çift yönlüdür iyi veya kötü istikamette olabilir.. kesici alet diye doktorun neşteriyle katilin bıçağını bir tutmak doğru olmasa gerek.. bu ülkede camilerin ahır yapıldığı alimlerin asıldığı insanların kuranı gizlenerek öğrendiği dönemlerin canlı şahitleri halen varken kalkıpta ulusalcılar imana geldi laikler islama inanmasalarda inananları kabüllendiler diye düşünmek hamhayalden öte ne denir sana bırakıyorum..

benim anladığım bu konuda özne itin iti ısırmasından ne devşirebilir diye bakabilmekte yoksa allahsız ulusalcılar riyakar akp ile boğuşuyormuş laikler tayyip erdoğana hakaret ediyormuş allah vere birbirlerini boğazlayalar ..
ne diyordu K-dan ??

cümlenin başını unutsamda sonu şöyleydi zannederim << arenada ki asiller gibi biribirlerini boğazlamalarını seyrederiz >>

problem cuntacılarmı -akp mi veyahut laik ordumu laik sivilmi tartışmalarından ziyade inşa edilme sürecinde ki yeni anadolu yolunda inşaacılardan olup fikir üflemesimi yapmalı ?? yoksa amerika -israil kuklaları menders katili cuntacılar-laik dinsizler cenahımı haklı akp mi haklı kayıkçı kavgasında taraf olup hangisi kazanırsa kazansın asıl kaybeden bizim olacağımız duruma düşmekmi ???

vehhasılı kelam beni amerikanın yatak arkadaşı akp ile israilin yatak arkadaşı cuntacıların kavgasından ziyade süreci fırsata çevirmenin yolu nedir ?? o yönde çabalamak diye inanıyorum..

silvrideki haşereler hertürlü konfor içinde yatarken K-dan esarette ise rejimin ayak oyunuyla ortadaki asıl problemi bırakıp tali yola sapma var demektir K-dan vatan -vatan K-dan demekse K-dan esarette olduğuna göre işgalci ha cuntacı ha kasımpaşalı kopil olmuş ne fark edecek ???

azya gönüldaş fukara cümlelerim senin gibi külliyata vakıf biri için yeterli olmasa da eksikliğiyle beraber eksikliğimi okumuş oldun vesselam..
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: ERBAKAN ÖLDÜ   Çarş. Mart 02, 2011 10:02 pm

Ya sen kendini nasıl asil olarak görüyorsun ki?

Sen, bir kere fayda görmezsek diyor.

Fayda çıkartacak olan da sen-ben...

Ve diyor ki, adam Batı'ya karşı koymaya çalışıyor. nasıl Saddam batı'ya karşı koymaya çalıştı. Şimdi Saddam laik değil miydi, zulm yapmadı mı? Ordaki işbirlikçiler de emperyalizmle işbirlikçiliklerine bunu mazeret göstermediler mi? Şimdi, aynı o Saddam'a karşı batı ile işbirliğği yapan Barzani ve Şii ihanetine biz mi düşelim?

Peki Kumandan İbda tarihini anlatırken ne diyor?

İşbirlikçilik veteslimiyeti reddeden...

Değil mi?

Ki, niye AİHM'ye başvurmadı?

O karşı taraf içinde bir sürü yamuk adam olduğu gibi, düzgün adamlar da var. Zaten emperyalizmin asıl hedefi de o düzgün adamlar değil mi?

Bir diğer mesele, mazlumun dini sorulmaz.

Arenada seyretmek ayrı bir şeydir, mazluma sahip çıkmak ayrı.

Şimdi daha bir sürü şey sayabilirim de şu Saddam meselesi iyi anlaşılsa yeter aslında. Mesela niye Kaddafi'yi diğerlerinden ayırın denildi?

hadiseye bakış açısı önemli. Nerden baktığın ve bakman gereken taraf. Ben bilirm ki, K, davası adına sinekten yağ çıkartmaya çalıuşacak kadar, en küçük ihtimalleri dahi gözardı etmeyecek bir dava ahlakını aşılamaya çalıştı bize. Adam ordan, cezaevinde yattığı ve şu kadar işkence ve eziyetin altındayken bile, "leşteki dişleri görün" diye bağırıyor, oh, ne muradı kestirme davası, ne bu adam ne diyor ya diye kafa yorma... Sonra da keskinlik yapıyor. Herkes akıllı bir biz salak, bunca sıkıntıya, riske girdik değil mi?

Hah işte, tam itiraf etmişsin, AKP emperyalizmle bir olmuş, senin evinde istediği gibi at oynatacak, sen de, "siz ne yapıyorsunuz lan" demek yerine, "yapın yapın" diyeceksin. Sonra da iktidara gelmeyi umacaksın. Önce evine sahip çık, vatanına sahip çık, ideoloji, o evin, vatanın nasıl düzenleneceğine dair. vatan sevgisi imandan ya, işte vatan işgal aaltında ve bu vatanın işgal edicisi asıl düşman da gözünün önünde, AKP ile iş görmekte.

Ne diyor, iyiden kötüye giidenle, kötüden iyiye gelmeye çalışan arasında fark vardır demiyor mu?

Kim iiyiden kötüye gidiyor da kim kötüden iyyie gelmeye çalışıyor?

Ha, adamların haline komik diyor. Ama adamların emperyalizme karşı olmaya çalıştıklarını reddetmiyor. Çabalarındaki acemiliklerine dikkat çekiyor. İlk defa belki böyle bir şeye teşebbüs ettiler ve ne yapacaklarını bilmiyorlar, El yordamıyla yaptıkları şeyler de bu yolda şunca mesafe katetmiş adama komk geliyor. Tıpkı çocuğun düşe kalka yürümeye çalışmasındaki hali gibi ama burda niyete bir şey söylemiyor ki.

Ha, mesele adamların imana gelmesi değil ki! Sen imansızdan alış veriiş yapıyorsun da, farklı görüşten olanlarla aynı siyasi hedefe gitmeye niye karşı çıkıyorsun. Ha, nbu iş olur olmaz, ayrı mesele ama biz kim olursa, ne olursa olsun, doğru tavrı koyarız. gelen gelir. kimseyi zorla İbdacı yapamayız ki. Her kesi ve her kesimi bulunduğu yerde sıçratmak diyor. yanımıza getirmek değil, bulunduğu yerde sıçrasın. nasıl sıçrar? Doğruya gelişin işareti nerledir? Mesela sen böylesi birinden ne beklersin ki seni mutmain etsin?

hadi peki diyelim türkeş misalini beğenmedin. Türkeşe teklif etti kabul etmedi. Türkeşe önce Büyük Doğu'cu ol sonra devrim mi yapalım dedi?

Mareşale ne teklif etti?

Celal Bayar'dan para alırken ne dedi?

Yanlış yapanın yanlışından dönem ihtimali hiç mi yok?

belli ki senin kriiterin, adamların çıkıp, "biz ibdacı olduk" demeleri.

Eee, peki, ,AKP bunları tafiye etti, ondan sonra, onları kim tasfiye edecek? AKP'nin işi bittiğinde, ABD bir başkasını gönderip, AKP'yi tasfiye etirirken, bu defa o yeni gelenlerin peşine takılıp, Tamam siz AKP'yi tasfiye edin, ben de arenadan sizin biirbirinizi yemenzi seyredeyim mi diyeceksin?

Ya ondan sonra?

Mesele düşmana "dur" deme meselesi. Düşmana "dur" dediğin, demen gereken yerde, asıl düşmanın karşısındakinin kimliğine bakmazsın. kahramanlar sonu düşünmez zira.

Şİmdi, K diyor ki, cezaevini unutmayın.

ne demektir bu?

Cezaevinde ne yaşanmıştır?

Cezaevinde kapı vurulduğunu duyarsan, gidip gardiyana sormazsın, kim vurutyor diye. başlarsın sen de vurmaya. gardiyana sorunca ne cevap alacaksın ki? Ya biz falanca koğuştaki filancaların canına okuyoruz mu demesini bekliyorsun tepki vermek için. Durum belli, Sen her halükarda tepkini koyarsın. İş biter, bakarsın sana fayda etmeyecek bir neticeye gelmiş, "Ya ksura bakma, yanlış anlamöışız" dersin en fazla. Ama asıl hasım idareye karşı tepkiden geri kalmamış da olursun aynı zamanda. Zaten idareye sorup, bune iş, kim vuruyor, ne için vuruyor diye sormak, "Ya bana bir yalan söyle de ben de senle ılımlı uyumlu geçineyim!" demekten başka ne ki? Arada ufak trefek sürtüşmeler, laf atmalar olsa da böyle. gardiyanlar, fetullahçı medya filan, şu diyor, bu diyor. bana ne? Ben mi yargılıyorum ki gerçek o mu değil mi? Niye inanayım? Doğru da söyleseler inanılma ki. inanırsan bir kere, bitti işin, artık kontrole girdin demektir. Doğru da söylüyor olabilirler. Ama orda aslolan onların hareketi zahirde doğru da gözükse yanlıştır. Zulüm de budur zaten, idarenin yaptığı her şey zulüm. Hırsızlıktan da gelse, uyuşturucudan da gelse, pezevenkllikten, katillikten de gelse idare bir iş yaptığı zaman, falancaya karşı yapıyormuş, susayım demezsin yani.

Son bir soru. cezaevini unutmayın ikazında, cezaevindeki yapıyı kasıt var mı?

Ki, 99 süreci o yapı üzerine bina edilmişti. Acaba, Metris'in şartları o şekilde olmasaydı, 99 süreci o şekilde mi yaşanırdı?
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
AZYA
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 2611
Reputation : 38
Kayıt tarihi : 27/03/10

MesajKonu: Geri: ERBAKAN ÖLDÜ   Çarş. Mart 02, 2011 10:20 pm

Zalim Sadam'ın cezasını çekmesi için ABD ile işbirliği yapmak varken...

Ama yapmadık ve yapanları da işbirlikçilikle suçladık tabiÎ olarak.

Sonra, bize zulmedenlerin hesabı görülüyor diye, bu defa başkalarının nefsine tanımadığımız hakkı, kendimize tanıyalım öyle mi?

Saddama sahip çıkarken müslüman diye mi sahip çıkmıştık? Başta sorulan soru neydi: Amerika'nın burda ne işi var?

Aynı soru, Amerika'nın burda ne işi var? Kimden yana olursa olsun.

Şimdi Kaddafi için de aynı soru. Amerika'nın orda ne işi var.

Önce evine sahip çıkacaksın. Evine dışarıdan gireni hedef alacaksın önce. Evdeki ahai içinde yamuk yapan olur, yanlış yapan olur. Önce eve dıaşrıdan geleni ve onunla halihazırda işbirliği yapanı hedef alacaksın düşman olarak.

Sonrası sonraki iş. dediğim gibi, kahramanlık ahlakında sonu düşünmek yoktur. Önce bir kavgaya gir. Arena meselesinde de, kavganın içinde söylenmiş bir sözdü o, bu kavgadan netice çıkmazsa kasdıylaydı. değil mi, işkencehanelerde o kavgadaki tavırdan dolayı Kürtçü, PKK'cı diye az mı ekstra muamelelere tabi tutulmadık?

İşte o kavga sürerken, arenada zaten döğüşürken söylenmişti o söz. Şimdi o söz kavgaya giirmemeniin, kavgadan kaçmanın mazereti olarak kullanılmaya kalkılıyor ki, facia.

Şimdi, dönelim Saddam'a...
Saddam'ın sonu böyle mi olacaktı?

Ya anlaşsaydı, işbirliğine gitseydi? ne olacaktı? O zaman burda, "Kahrol Amerika, zalim Saddam" naraları atanlar bize kıs kıs gülmeyecek miydi?

O zaman da Saddam'ın samimiyeti hakkında bir sürü şey söyleyip, buna da Saddam'ın zulmünü, müslümanlara yaptıklarını, oğullarının zevkü sefa alemlerini delil olarak göstermekte değiller miydi?

Ama şaşmaz ölçü ve hedefi şaşmaz istikamet ölçüsüyle gösteren soru net: Amerikanın burda ne işi var?

Gözünü bu sorudan ayırmazsan, hedefi de şaşırmazsın.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
ERBAKAN ÖLDÜ
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 2 sayfasıSayfaya git : 1, 2  Sonraki

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
AKINCILAR :: UMUMİ :: Siyaset :: Cemaat - Parti ve STK'lar-
Buraya geçin: